Sağlık Gazetesi ve Sağlık Dergisi Artık Tek Platformda
Sağlık Gazetesi ve Sağlık Dergisi yenilenen dijital yapısıyla tek platformda birleşti. Güncel sağlık haberleri, röportajlar, duyurular ve dergi yayınları artık daha kolay erişilebilir.
Habere Git351. Sayı
Sağlık dergimizin 351. sayısı yayınlandı! Hemen dijital olarak inceleyin.
CANLI YAYIN TAKVİMİ
ÖNE ÇIKAN RÖPORTAJLAR
“Ege’ den Türkiye’ye Uzanan Güven Yolculuğu: Biyotek Tıbbi Cihazlar”
Ziel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Sedat Akyol: “Sağlık Kuruluşlarının Her An Yanındayız”
Sedat Akyol - Ziel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü
Türkiye’de Medikal Sektörün Geldiği Nokta
Vefa Türksever - Tüm Medikalciler Platformu Başkanı
KÖŞE
Terlemeyi Durdurmak Kalıcı Çözüm mü, Sorunu Başka Bir Bölgeye Taşımak mı?
GÜNCEL HABERLER
KAMU
Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu'nda Görev Değişimi: Hüseyin Çelik TİTCK Başkanı Oldu
Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu'nda (TİTCK) görev değişimi gerçekleştirildi. TİTCK Başkanlığı görevini yürüten Prof. Dr. Ahmet Ayar, görevini Hüseyin Çelik'e devretti. Sağlık Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Şuayıp Birinci'nin makamında gerçekleştirilen devir teslim törenine TİTCK Başkan Yardımcıları, 1. Hukuk Müşaviri Nuray Bilgin Demir il…
YAŞAM
Prof. Dr. Erol: "Bel Ağrılarının Büyük Kısmı Bel Fıtığından Değil, Mekanik Bel Ağrısından Kaynaklıdır"
Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Fatih Serhat Erol, "Bel fıtığının önemli bir hastalık olduğunun altını çizerek bel ağrılarının büyük bir kısmının bel fıtığından değil de mekanik bel ağrısından kaynaklıdır" dedi.Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Ba…
BILIM
Araştırma: Az Miktarda Alkol Tüketilmesi Bile Tansiyonu Yükseltiyor
Yeni bir araştırmada, günde az miktarda dahi olsa alkol tüketiminin, tansiyon seviyelerini yükseltebileceği ortaya kondu. Amerikan Kalp Derneğinin (AHA) bilimsel yayını "Hypertension" dergisinde yayımlanan araştırma kapsamında, ABD, Güney Kore ve Japonya'dan 19 bin 500'den fazla kişinin verileri yaklaşık 5 yıl incelendi.Uzmanların verileri an…
BILIM
Çalışma: Kan Testi, Endometriozis Tanısında Yeni Umut Olabilir
Endometriozis hastalarına özgü hormon örüntüsünü tespit edebilen yeni bir kan testi, teşhisi günümüzde 12 yıla kadar uzayabilen hastalığın çok daha kısa sürede tanı almasına yönelik umutları artırıyor. Yeni bir araştırmaya göre kan testi, endometriozisi olan kişilerde görülen hormon örüntüsünü yüzde 95'in üzerinde doğrulukla tespit edebiliyor…
DUYURULAR
GENEL
İsrail Yüksek Mahkemesi, Gazze’den Kaçırılan 14 Doktor İçin Hükümete Süre Tanıdı
İsrail Yüksek Mahkemesi, herhangi bir suçlama veya yargılama olmaksızın gözaltında tutulan Gazzeli 14 Filistinli doktorun serbest bırakılması talebiyle açılan davada, İsrail hükümetine yanıt vermesi için salı gününe kadar süre tanıdı. İsrail merkezli "İnsan Hakları İçin Doktorlar" (PHR) derneğinden yapılan yazılı açıklamada, Yüksek Mahkemenin, dernek tarafından yapılan başvuruya ilişkin kararını verdiği belirtildi.Karara göre mahkeme, İsrail hükümetini, Gazze Şeridi'nden kaçırılan ve haklarında hiçbir suçlama bulunmayan 14 hekimin durumuna yönelik yanıtını en geç salı gününe (yarın) kadar sunmaya zorunlu kıldı.Kemal Advan Hastanesi Müdürü Ebu Safiyye'nin Hayatı TehlikedeDernek, hükümetin sunacağı savunmada, Gazze'nin kuzeyindeki Kemal Advan Hastanesi Müdürü Dr. Husam Ebu Safiyye'nin yaşam koşulları ve maruz kaldığı ağır ihlallere ilişkin iddialara da yanıt vermesi gerektiğini vurguladı.Açıklamada, söz konusu dilekçenin 30 Nisan'da mahkemeye sunulduğu, ancak İsrail hükümetinin defalarca erteleme talebinde bulunduğu aktarıldı.Derneğin son erteleme talebine itiraz etmesi üzerine mahkemenin hükümete nihai bir mühlet tanıdığı ifade edildi."Ebu Safiyye Şiddetli Darptan Kaynaklı Sağlık Sorunları Yaşıyor"Ebu Safiyye'nin avukatı Nasır Avde, müvekkilini gözaltı merkezinde ziyaret ettikten sonra yaptığı açıklamada, Filistinli doktorun tekrarlayan fiziki saldırılara maruz kaldığını bildirdi.Avde, Ebu Safiyye'nin ciddi yaralanmalarının bulunduğunu, sağlık durumunun hızla kötüleştiğini ve hayatının doğrudan tehlike altında olduğunu belirtti.İnsan Hakları İçin Doktorlar Derneği, gözaltı merkezlerini resmi olarak denetleme yetkisi bulunan bir Yüksek Mahkeme yargıcından Ebu Safiyye'yi acilen ziyaret etmesini talep etti.Dernek ayrıca, hayati tehlikesi bulunan Filistinli doktorun bir kardiyolog ve avukat heyeti tarafından ziyaret edilebilmesi için mahkemeye ek başvurularda bulunulacağını kaydetti.Kaynak: AA
YAŞAM
Yaz Aylarında İshal Vakaları Artıyor... Basit Önlemlerle Korunmak Mümkün!
Türkiye EKMUD Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Şafak Kaya Kavak, yaz aylarında artan ishal vakalarına karşı güvenli su tüketimi, el hijyeni ve gıdaların uygun koşullarda saklanmasının önemine dikkat çekerek, özellikle risk grubundaki bireylerde sıvı kaybının ciddi sonuçlara yol açabileceği uyarısında bulundu. Yaz aylarında hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte ishal vakalarında belirgin artış görülüyor. Özellikle gıda kaynaklı enfeksiyonlar ve kirli su tüketimi, bu dönemde en sık karşılaşılan nedenler arasında yer alıyor.Türkiye EKMUD Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Şafak Kaya Kavak, yüksek sıcaklıkların bakterilerin gıdalarda daha hızlı çoğalmasına neden olduğunu belirterek, soğuk zincirinin bozulması ve uygun koşullarda saklanmayan gıdaların enfeksiyon riskini artırdığını ifade etti.Et, Süt, Yumurta Ve Deniz Ürünlerine DikkatÖzellikle uygun koşullarda saklanmayan et, süt, yumurta ve deniz ürünleri gibi gıdaların ve iyi yıkanmamış sebze ile meyvelerin enfeksiyon riskini önemli ölçüde artırdığını belirtti.Kavak ayrıca, havuz ve deniz suyunun yutulması ya da hijyenik olmayan içme sularının tüketilmesinin de ishal etkenlerinin bulaşmasına yol açabileceğini belirtti.Risk Grubundakilerde Sıvı Kaybı Ciddi Sonuçlara Yol Açabilirİshalin genellikle günde üç veya daha fazla sulu dışkılama ile kendini gösterdiğini söyleyen Kavak, “Buna bulantı, kusma, karın ağrısı, ateş ve halsizlik eşlik edebilir. Çoğu vaka birkaç gün içinde düzelmekle birlikte, özellikle bebekler, yaşlılar, gebeler ve bağışıklık sistemi baskılanmış bireylerde ciddi sıvı kaybı gelişebilir. Ağız kuruluğu, aşırı susama, idrar miktarında azalma, baş dönmesi ve bilinç değişikliği gibi bulgular ortaya çıktığında vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.” dedi.Antibiyotik Her İshalde Gerekli Değilİshal tedavisinin temelini sıvı ve elektrolit kaybının yerine konulmasının oluşturduğu bilgisini veren Kavak, antibiyotiğin her ishal hastasında gerekli olmadığını vurgulayarak, ishallerin önemli bir kısmının viral nedenlerle geliştiğini belirtti.Gereksiz antibiyotik kullanımının fayda sağlamayacağı gibi antibiyotik direncini artırabileceğini ve bazı hastalarda zararlı sonuçlara yol açabileceğini ifade eden Kavak, “Bu nedenle antibiyotik tedavisine mutlaka hekim değerlendirmesi sonrasında başlanmalıdır.” dedi.Güvenli Su, El Hijyeni Ve Doğru Saklama ÖnemliYaz aylarında alınacak basit önlemlerin hastalıktan korunmada oldukça etkili olduğuna dikkat çeken Kavak, sözlerini şöyle sürdürdü:“Güvenilir içme suyu kullanılmalı, eller yemek hazırlamadan önce ve tuvalet sonrası mutlaka sabunla yıkanmalı, açıkta satılan gıdalardan kaçınılmalı, pişmiş yiyecekler uzun süre oda sıcaklığında bekletilmemeli ve sebze ile meyveler bol suyla yıkandıktan sonra tüketilmelidir. Piknik ve açık hava organizasyonlarında gıdaların uygun sıcaklıkta muhafaza edilmesine de özen gösterilmelidir.Yaz aylarında görülen ishallerin büyük bölümü basit hijyen kuralları ve güvenli gıda tüketimi ile önlenebilir. Özellikle risk grubundaki bireylerde belirtilerin ciddiye alınması ve erken dönemde sağlık kuruluşuna başvurulması, ciddi sıvı kaybı ve diğer komplikasyonların önüne geçilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.”Kaynak: Medimagazin
GÜNDEM
Araştırma: Obezite İlaçları Kilo Verdiriyor Ama Yaşam Kalitesini Artırmıyor
Dünya genelinde obezite ilaçlarına ilgi artıyor; ancak yeni bir çalışma, kilo kaybının ötesinde, çoğunun bir yıllık kullanımdan sonra yaşam kalitesini belirgin biçimde artırmadığını ortaya koyuyor.Son bir yılda milyonlarca kişi Ozempic ve Mounjaro gibi kilo verme ilaçlarını kullandı; ancak yeni bir çalışma, yaşam tarzına yönelik faydaların tartıdaki rakamın ötesine çok da geçmeyebileceğini öne sürüyor.Tıp dergisi The BMJ’de yayımlanan çalışma, yaklaşık 100 bin katılımcı ve 19 farklı ilacı içeren 262 klinik denemeyi inceledi.Araştırmacılar, daha fazla kilo kaybının tutarlı biçimde daha yüksek yan etki ve tedaviyi bırakma oranlarıyla ilişkili olduğunu saptadı.“Çoğu etkin madde yaşam kalitesini anlamlı ölçüde iyileştirmiyor ve çok azı kalp‑damar sağlığı açısından fayda gösteriyor” diye yazdı çalışmanın yazarları.Denemelerde katılımcılar, sağlıkla ilişkili standart yaşam kalitesi anketlerini doldurdu. Araştırmacılar, bu skorların kilo verdirici ilaçlar kullanıldığında ne kadar değiştiğini yalnızca yaşam tarzı değişiklikleriyle karşılaştırdı ve başlıca tedavilerin genelinde yaşam kalitesinde klinik açıdan anlamlı bir iyileşme saptamadı.İncelenen tüm tedaviler arasında, Mounjaro ve Zepbound’un etkin maddesi olan tirzepatid ile klinik kullanım için henüz onaylanmamış CagriSema, fazla kilolu yetişkinlerde vücut ağırlığını en fazla azaltan ilaçlar olarak öne çıktı.Çalışmaya göre Ozempic ve Wegovy’de kullanılan deri altı semaglutid için, ölüm oranlarını ve büyük kalp‑damar olaylarını azaltmaya yönelik en güçlü kanıtlar bulunuyor.Ancak hem tirzepatid hem de semaglutid, vücut yağının dışında kalan toplam ağırlık anlamına gelen yağsız vücut kütlesinde zararlı bir azalmayla da ilişkilendirildi. Düşük yağsız kütle, düşme, kemik kırığı ve erken ölüm riskinin artmasıyla bağlantılı.Çalışmanın yazarları, incelenen denemelerin çoğunda takip süresinin kısa olduğuna ve daha yeni ilaçların uzun vadeli etkilerini tam olarak anlayabilmek için ek araştırmalara ihtiyaç duyulduğuna dikkat çekti.Çalışmaya dahil olmayan araştırmacılar ise yaşam kalitesine ilişkin bulguların özellikle dikkatli yorumlanması gerektiği uyarısında bulunuyor; çünkü bunun nasıl ölçüldüğü büyük farklılıklar gösterebiliyor.“Yaşam kalitesi karmaşık bir kavram ve kişiden kişiye değişiyor. Standardize ölçümler değerli bilgiler sunsa da obeziteyle yaşayan insanlar için önemli olan tedavi deneyiminin tüm yönlerini yakalayamayabilir” diyor Cambridge Üniversitesi’nden Marie Spreckley.Obezite Tedavisi Yalnızca Kilo Vermekten İbaret DeğilObezite giderek karmaşık bir kronik hastalık olarak kabul ediliyor ve yazarlar, tedavinin başarısını yalnızca kilo kaybıyla ölçmenin hem fayda ve zararları aşırı basitleştirebileceği hem de hastalıkla ilgili damgalamayı pekiştirebileceği uyarısında bulunuyor.“Bu çalışma, halihazırda bildiklerimizle örtüşüyor: Bazı ilaçlar önemli ölçüde kilo kaybına yol açıyor, ancak kilo vermek sağlığın her yönünün otomatik olarak iyileştiği anlamına gelmiyor” diyor çalışmaya katılmayan Tufts Üniversitesi’nden José M. Ordovás.“Tartı hikâyenin sadece bir kısmını anlatır, tamamını değil” diye ekleyen Ordovás, obezitede başarının yalnızca verilen kilo üzerinden değil, sağlık durumu, işlevsellik ve yaşam kalitesiyle ölçülmesi gerektiğini vurguladı.Kaynak: Euronews
BILIM
Kene Sonrası 10 Günlük Belirti Takibi Çok Önemli
Her kene tutunmasının KKKA gelişeceği anlamına gelmediğini ancak temas sonrası gelişebilecek ateş, halsizlik, kas ağrısı, bulantı, ishal ve kanama bulgularının ciddiye alınması gerektiğini belirten Doç. Dr. Nevin İnce, 10 günlük takip sürecinin önem taşıdığını vurguladı. Türkiye EKMUD Yönetim Kurulu Üyesi ve aynı zamanda Zoonotik Hastalıklar ve Viral Kanamalı Ateşler Çalışma Grubu Koordinatörü Doç. Dr. Nevin İnce ile Kırım Kongo Kanamalı Ateşi’nin bulaş yollarını, riskli bölgeleri, kene teması sonrası dikkat edilmesi gereken belirtileri ve korunma yöntemlerini konuştuk. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi’ni nasıl tanımlarsınız? Bu hastalığı toplum açısından önemli hale getiren noktalar nelerdir? Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA), çoğunlukla Hyalomma türü keneler aracılığıyla bulaşan, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi virüsünün neden olduğu zoonotik, yani hayvanlardan insanlara geçebilen viral bir enfeksiyon hastalığıdır. Hastalık başlangıçta ateş, halsizlik, baş ağrısı, yaygın kas ağrısı, bulantı ve kusma gibi grip benzeri, özgül olmayan belirtilerle başlayabilir. Ancak bazı hastalarda kanama, karaciğer tutulumu, pıhtılaşma bozukluğu, şok ve çoklu organ yetmezliğine kadar ilerleyebilen ağır bir klinik tabloya yol açabilir. Bu nedenle her kene tutunması KKKA gelişeceği anlamına gelmez; ancak riskli bölgede kene teması sonrası gelişen ateş, halsizlik ve benzeri yakınmalar mutlaka ciddiye alınmalıdır. KKKA’yı toplum açısından önemli kılan temel nokta, hastalığın Türkiye’de yerleşik ve mevsimsel özellik gösteren önemli bir halk sağlığı sorunu olmasıdır. Olgular özellikle kene aktivitesinin arttığı ilkbahar ve yaz aylarında görülür. Orta Karadeniz, Kuzey İç Anadolu ve Doğu Anadolu’nun kuzey kesimleri, özellikle Kelkit Havzası çevresi uzun yıllardır riskli bölgeler olarak bilinmektedir. Çiftçiler, hayvancılıkla uğraşanlar, çobanlar, kasaplar, mezbaha çalışanları, veteriner hekimler, kırsal alanda yaşayanlar ve sağlık çalışanları daha yüksek risk altındadır. Bu nedenle KKKA, paniğe yol açmadan ancak ciddiyetle ele alınması gereken bir enfeksiyon hastalığıdır. Kene teması sonrası ateş, halsizlik, kas ağrısı, bulantı veya kanama bulguları gelişirse vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Sağlık Bakanlığı/HSGM’nin 2026 yılı istatistik verilerine göre Türkiye’de 2002–2025 yılları arasında toplam 17.813 KKKA olgusu ve 855 ölüm bildirilmiş, vaka-ölüm hızı yaklaşık %4,86 olarak hesaplanmıştır. 2024 yılında 593 vaka ve 20 ölüm, 2025 yılında ise 681 vaka ve 36 ölüm kaydedilmiştir. 2026 yılına ilişkin ulusal resmi yıl sonu verisi henüz oluşmadığı için, basına yansıyan rakamları resmi toplam veri olarak değerlendirmemek gerekir. Bununla birlikte 2026 yılında özellikle Sivas, Tokat ve Yozgat çevresinden bildirilen olgular ve ölüm haberleri, hastalığın güncelliğini koruduğunu göstermektedir. Basına yansıyan haberlerde; Haziran ayında Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesine başvuran 38 hastadan 26’sında KKKA saptandığı, 5 kişinin hayatını kaybettiği ve 9 kişinin tedavisinin sürdüğü bildirilmiştir. Ayrıca Temmuz ayı başında Sivas/Koyulhisar’dan bir hastanın, Haziran ayında ise Yozgat’ta 15 yaşındaki bir çocuğun KKKA şüphesiyle yaşamını yitirdiği haberleri yer almıştır. Her kene tutunması KKKA açısından aynı riski taşır mı? Bu riski belirleyen faktörler nelerdir? Hayır, her kene tutunması KKKA açısından aynı riski taşımaz. KKKA bulaşı açısından özellikle Hyalomma türü keneler önemlidir; ancak her kene virüsü taşımaz ve her tutunma hastalıkla sonuçlanmaz. Riski belirleyen başlıca faktörler; kişinin bulunduğu coğrafi bölge, mevsim, kenenin türü, kenenin virüsü taşıyıp taşımadığı, kenenin vücutta kalma süresi ve kenenin nasıl çıkarıldığıdır. Türkiye’de risk, hastalığın endemik olduğu bölgelerde ve özellikle ilkbahar-yaz aylarında artar. Tarım ve hayvancılıkla uğraşanlar, kırsal alanda yaşayanlar, hayvan teması olanlar ve sağlık çalışanları bu açıdan daha dikkatli olmalıdır. Kene fark edildiğinde panik yapılmamalı; ancak kene çıplak elle ezilmemeli, üzerine kolonya, alkol, gaz yağı gibi maddeler dökülmemeli ve en kısa sürede uygun şekilde çıkarılmalıdır. Türkiye’de KKKA vakaları daha çok hangi bölgelerde ve yılın hangi dönemlerinde görülüyor? Bu dağılımı etkileyen nedenler nelerdir? Türkiye’de KKKA vakaları en sık Orta Karadeniz, Kuzey İç Anadolu ve Doğu Anadolu’nun kuzey kesimlerinde; özellikle Tokat, Sivas, Çorum, Yozgat, Gümüşhane, Erzincan ve çevresinde görülmektedir. Hastalık çoğunlukla kenelerin aktif olduğu ilkbahar ve yaz aylarında, özellikle nisan-ekim döneminde artış gösterir. Bu dağılımda kene türlerinin bölgesel yayılımı, iklim ve bitki örtüsü, hayvancılık faaliyetleri, kırsal yaşam ve açık alan temasının artması belirleyici rol oynar. Bir kişi vücudunda kene fark ettiğinde ilk olarak ne yapmalı? Kenenin çıkarılması konusunda nasıl bir yol izlenmeli? Kişi vücudunda kene fark ettiğinde panik yapmadan, keneyi en kısa sürede uygun yöntemle çıkarmalıdır. Kene çıplak elle tutulmadan, ince uçlu bir pens veya cımbız yardımıyla deriye en yakın yerden kavranmalı; ezmeden, koparmadan ve döndürmeden yavaşça çıkarılmalıdır. Kişi keneyi güvenli şekilde çıkaramıyorsa en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Kene tutunması sonrası yapılan yanlış uygulamalar nelerdir? Bu hatalar hastalık riskini ya da süreci nasıl etkileyebilir? En sık yapılan yanlış uygulamalar; kenenin üzerine kolonya, alkol, gaz yağı, zeytinyağı gibi maddeler dökmek, sigara basmak, keneyi ezmek, patlatmak veya elle koparmaya çalışmaktır. Bu tür uygulamalar kenenin vücut sıvılarının veya salgılarının temasını artırabilir ve enfeksiyon bulaş riskini yükseltebilir. Bu nedenle kene mekanik olarak, bütünlüğü bozulmadan ve mümkün olan en kısa sürede çıkarılmalıdır. Kene teması sonrası kişi kendisini ne kadar süre takip etmeli? Hangi belirtiler ortaya çıktığında vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurmalı? Kene teması sonrası kişi kendisini 10 gün süreyle takip etmelidir. Bu süre içinde ateş, halsizlik, iştahsızlık, baş ağrısı, yaygın kas ağrısı, bulantı, kusma, ishal veya herhangi bir kanama bulgusu ortaya çıkarsa vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Özellikle KKKA’nın görüldüğü bölgelerde bu belirtiler basit bir kırgınlık olarak değerlendirilmemeli; kene teması öyküsü mutlaka hekime bildirilmelidir. KKKA’nın ilk belirtileri genellikle nasıl başlar? Hastalığın daha ciddi seyrettiğini düşündüren bulgular nelerdir? KKKA’nın ilk belirtileri genellikle ani başlayan ateş, halsizlik, baş ağrısı, yaygın kas ve eklem ağrısı, iştahsızlık, bulantı, kusma ve bazen ishal şeklindedir. Hastalığın ciddi seyrettiğini düşündüren bulgular; burun ve diş eti kanaması, idrarda veya dışkıda kan görülmesi, ciltte morarma ya da döküntü, bilinç bulanıklığı, tansiyon düşüklüğü ve genel durumun hızla bozulmasıdır. Kene teması sonrası bu belirtiler gelişirse zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. KKKA tanısı nasıl konur ve tanı alan hastalarda tedavi-takip süreci nasıl ilerler? KKKA tanısı; kene teması veya riskli bölgede bulunma öyküsü, klinik bulgular ve laboratuvar testlerinin birlikte değerlendirilmesiyle konur. Kan sayımında lökosit ve trombosit düşüklüğü, karaciğer enzimlerinde yükselme ve pıhtılaşma testlerinde bozulma gibi bulgular tanı açısından yol göstericidir. Kesin tanı ise uygun merkezlerde moleküler yöntemler, özellikle PCR ve/veya serolojik testlerle doğrulanır. Tedavide temel yaklaşım erken tanı, hastane izlemi ve destek tedavisidir. Hastalarda sıvı-elektrolit dengesi, kanama bulguları, karaciğer ve böbrek fonksiyonları, pıhtılaşma parametreleri ve genel klinik durum yakından takip edilir. Gerekli durumlarda kan ve kan ürünleri desteği, organ yetmezliği gelişen hastalarda ise yoğun bakım desteği gündeme gelebilir. Kenelerden korunmak için özellikle kırsal alanda yaşayanlar, tarım ve hayvancılıkla uğraşanlar ya da doğada vakit geçirenler nelere dikkat etmeli? Kenelerden korunmada en etkili yaklaşım, kene ile teması azaltmaktır. Kırsal alana, tarla ve bahçeye ya da piknik alanlarına gidilirken açık renkli, uzun kollu giysiler tercih edilmeli; pantolon paçaları çorap içine sokulmalı ve dönüşte tüm vücut kene açısından kontrol edilmelidir. Özellikle koltuk altı, kasık bölgesi, diz arkası, saçlı deri, kulak arkası ve bel çevresi dikkatle incelenmelidir. Hayvanların üzerindeki kenelere çıplak elle temas edilmemeli, hayvan bakımı sırasında mümkün olduğunca eldiven kullanılmalıdır. Vücutta kene tutunması fark edilirse kene ezilmeden, koparılmadan ve üzerine herhangi bir madde dökülmeden uygun şekilde en kısa sürede çıkarılmalı; çıkarılamıyorsa sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Son olarak, KKKA hastalarında kişiden kişiye bulaş riski var mıdır? Hasta yakınları ve sağlık çalışanları açısından hangi izolasyon önlemleri alınmalıdır? KKKA’da kişiden kişiye bulaş gündelik temasla beklenmez; ancak hastanın kanı, kusmuk, idrar, dışkı gibi vücut sıvıları veya enfekte dokularıyla korunmasız temas sonucu bulaş olabilir. Bu nedenle KKKA şüphesi veya tanısı olan hastalar hastanede uygun izolasyon önlemleriyle izlenmelidir. Sağlık çalışanları temas ve damlacık önlemlerine uymalı; eldiven, cerrahi maske, gözlük veya yüz koruyucu ve önlük gibi kişisel koruyucu ekipman kullanmalıdır. Kanama döneminde bulaş riski arttığı için hasta yakınları da kan ve vücut sıvılarıyla temastan kaçınmalı; bakım süreci sağlık ekibinin önerileri doğrultusunda yürütülmelidir. Sağlık Bakanlığı tarafından 2025 yılında yayımlanan KKKA Vaka Yönetim Rehberi de bu hastalarda erken tanı, uygun izolasyon, temaslı yönetimi ve destek tedavisinin önemini vurgulamaktadır. Kaynak: Medimagazin
GÜNDEM
Sağlık Bakanlığı Sıraladı! İşte Sağlık Sistemini Güçlendirmek İçin Hayata Geçirilen Uygulamalar
Sağlık Bakanlığı, son 2 yılda sağlık sistemini güçlendirmek için hayata geçirdiği uygulamaları açıkladı. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamaya göre, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu'nun 2 Temmuz 2024'te göreve başlamasıyla, "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" vizyonu doğrultusunda sağlık sistemini güçlendirecek kapsamlı uygulamalar hayata geçirildi.Vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştıran, hizmet kalitesini yükselten ve koruyan, geliştiren, üreten sağlık modelini esas alan bu dönüşüm süreciyle sağlıkta yeni bir dönem başlatıldı.Bakan Memişoğlu'nun göreve başladığı tarihten bugüne kadar küresel işbirliklerini geliştirecek 38 uluslararası belgeye imza atılırken, sağlık diplomasisini güçlendirmek adına 12 ülkeye resmi ziyaret gerçekleştirildi.Son iki yılda 126 yeni Sağlıklı Hayat Merkezi ve 598 Aile Sağlığı Merkezi (ASM) ile 100 adet ikinci ve üçüncü basamak sağlık tesisi inşa edildi. Ülke genelinde bugün, toplam 348 Sağlıklı Hayat Merkezi ve 8 bin 350 ASM ile birinci basamak sağlık hizmeti sunuluyor.Koruyucu sağlık vizyonu ile 45 milyon vatandaşın kronik hastalık taraması ve izlemi gerçekleştirilirken, taramalar sonucunda aile hekimliği birimlerinde yaklaşık 12 milyon vatandaşa ilk kez tanı konularak tedavi süreçleri başlatıldı.Randevu Bekleyen Vatandaş Sayısında Yüzde 92 Oranında Düşüş SağlandıMerkezi Hekim Randevu Sistemi'nde (MHRS) bekleyen randevu talebi sayısı yaklaşık 4 milyondan 322 bin seviyesine gerileyerek, randevu bekleyen vatandaş sayısında yüzde 92 oranında rekor düşüş elde edildi.Sigara bırakma polikliniklerinin sayısı 3 kat artarak 1577'ye yükselirken, polikliniklerde 497 bin 622 muayene gerçekleştirildi. ALO 171 hattı ile 888 bin 810, sahadaki mobil ekipler ile 875 bin 247 vatandaşımıza sağlık hizmeti sunuldu.Bağımlılıkla mücadele kapsamında ALO 191 hattı üzerinden de 581 bin 730 vatandaşa rehberlik sağlandı.Evde Sağlık ve Palyatif Bakım Hizmetlerinin Sunumu ve Koordinasyonuna İlişkin Yönetmelik yayımlanan yönetmelikle bakım sürekliliğini esas alan entegre bir hizmet modeli belirlendi, evde sağlık hizmetlerinin kapsamı genişletilerek başvuru kanalları artırıldı, palyatif bakım ve evde sağlık koordinasyon birimleri oluşturulmasına yönelik düzenlemeler yapıldı.Yeni yönetmelikle geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulama ünitesi ve uygulama merkezi açma koşulları kolaylaştırılırken, verilen hizmetin daha etkin ve sürdürülebilir bir yapıya ulaşması hedeflendi.Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT) uygulamalarında sağlık hizmet sunumunun genişletildiği bu dönemde, uygulamalarda Bakanlığın yayımlandığı 15 kılavuzun esas alınması gerekliliği ortaya konuldu.Aile hekimi ve aile sağlığı çalışanı istihdamına ilişkin usul ve esaslarda düzenleme yapılarak aile hekimliği uygulamasında personel istihdamı teşvik edildi.2025'te hayata geçirilen "İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa Kampanyası" ile vatandaşlar yaklaşık 513 bin kilo verdi. Kampanyanın devamı niteliğinde bu yıl hayata geçirilen "Hareket Yaşını Öğren Sağlıklı Yaşa Kampanyası" da vatandaşların hastalanmadan sağlığını korumasını ve hareketli olmasını amaçlıyor.Vatandaşlar, SMS İle Kanser Taramalarına Davet Edildi"Ulusal Kanser Tarama Programı" kapsamında vatandaşlar, kısa mesajla kanser taramalarına davet edildi. Bu kapsamda gönderilen SMS sayısı 99 milyonu buldu.Öte yandan bu süreçte, 1 milyon 723 bin anne adayına gebelik ve doğum sürecinde eğitim ve danışmanlık hizmeti verildi. "Her Gebeye Ebe" uygulaması kapsamında görev yapan koordinatör ebeler ise 722 bin 629 gebeye rehberlik etti.Sağlık hizmet sunumunda karşılaşılan gerek finansal gerekse insan sağlığı açısından riskli olabilecek durumları veri analiz yöntemiyle tespit ederek önlemeye çalışan yeni nesil teftiş sistemi REDES ile denetimler gerçekleştirilirken, tespit edilen sorunlar çözülerek sağlıkta hizmet kalitesi yükseltildi.İran'a iki kez insani amaçlı tıbbi malzeme gönderildi. İlk etapta, 8 Nisan'da İran'a Ağrı Doğubayazıt Gürbulak Sınır Kapısı üzerinden 3 tır (60 palet) tıbbi cihaz, ilaç ve sarf malzemesi İran'a ulaştırıldı. İkinci etapta ise 25 Nisan'da 6 tır (107 palet) yardım malzemesi olarak bölgeye sevk edildi.Hepatit A Aşısı 81 İlde Kullanıma SunulduVatandaşların ilaca erişimini kolaylaştırmak için son iki yılda 782 yeni ilaç geri ödeme kapsamına alındı.Dijital organ bağışı uygulaması da bu süreçte hayata geçirilen uygulamalardan biri oldu. Uygulama ile organ bağışı süreçleri e-Devlet ve e-Nabız üzerinden kolay ve erişebilir hale getirildi. Bu kapsamda 136 bin 884 vatandaş dijital organ bağışçısı olurken, uygulama sayesinde aylık organ bağış sayısı 2 bin 500'den 14 bine yükseldi.Yerli aşı çalışmaları kapsamında hepatit A ve suçiçeği aşıları teknoloji transferiyle üretilmeye başlandı. Hepatit A aşısı 81 ilin tamamında kullanıma sunulurken, Altı Bileşenli Karma Aşı ve gebelere yönelik Tdab aşısı da programa dahil edildi.e-Nabız sistemine entegre edilen "İlacım Nerede?" uygulamasıyla aylık ortalama 900 bin vatandaşa yönlendirme desteği sunuldu. Vatandaşlar zaman kaybetmeden sorgulama yaparak reçetesindeki ilaçların bulunduğu eczanelere erişim imkanı buldu.Koruyan, geliştiren ve üreten sağlık vizyonu ile yapılan çalışmalar doğrultusunda genel sağlık hizmetlerinden memnuniyet oranı son bir yılda 6,2 puan artarak yüzde 69,4'e yükseldi.Sağlık hizmet sunumunun daha etkin, şeffaf ve sürdürülebilir şekilde sunulmasını sağlamak amacıyla mevzuat altyapısı sürekli olarak güçlendiriliyor. Son iki yıldaki 136 mevzuat düzenlemesiyle hayata geçirilen değişikliklerin hukuki altyapısı oluşturuldu.Yerli Kalp- Akciğer Makinesi İle İlk Açık Kalp Ameliyatı GerçekleştirildiYerli kalp akciğer makinesi LIFELINE HLM, ilk kez Ankara Bilkent Şehir Hastanesinde gerçekleştirilen açık kalp ameliyatında başarıyla kullanıldı.ASELSAN tarafından geliştirilen, hayvan deneyleri ve klinik çalışmaları ise Sağlık Bakanlığına bağlı Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) tarafından yapılan makine, operasyon süresince sergilediği yüksek performansla sağlık teknolojilerinde önemli bir eşiğin geride bırakılmasını sağladı.Bu süre zarfında ayrıca hematolojik kanserlerde kullanılan CAR-T hücre tedavisi tamamen yerli imkanlarla geliştirildi. Tedavi, geçtiğimiz yıl aralık ayında ilk kez Etlik Şehir Hastanesi'nde yapıldı ve bugüne kadar 12 hastaya CAR-T hücre tedavisi uygulandı.Meme kanserinin erken teşhisi amacıyla geliştirilen Mamografi Tarama Raporlama Sistemi hayata geçirildi. 2024'ten bu yana 2 milyondan fazla tarama sonucu bu sistemle değerlendirildi. Şüpheli bulguların önceliklendirilmesi sayesinde erken tanı ve raporlama süreçlerinin etkinliği artırıldı.Yerli Renkli Doppler Ultrasonografi Cihazı Üretim Çalışmaları BaşladıYerli Renkli Doppler Ultrasonografi cihazının geliştirilmesine yönelik proje çağrısı kapsamında sözleşme ve imza süreçleri tamamlandı ve üretim çalışmalarına başlandı.Sağlık Bakanı Memişoğlu'nun "Türkiye'nin sağlık vizyonunda tarihi bir eşik" olarak nitelendirdiği Otomatik Eksternal Defibrilatör (OED) cihazları ülke genelinde kullanılmaya başlandı. Ani kalp durmalarında erken ve etkili müdahale imkanı sağlayan cihazlar, ölüm ve kalıcı sakatlık riskini azaltarak acil sağlık hizmetlerinin etkinliğine önemli katkı sunuyor.Yerli Mobil Dijital Röntgen Cihazının Kullanımına BaşlandıASELSAN iş birliğiyle geliştirilen "Mobil Dijital Röntgen Cihazı" kamu hastanelerinde kullanılmaya başlandı.Sağlık alanındaki bilimsel çalışmaların yenilikçi teknolojilere dönüştürülmesi amacıyla hayata geçirilen TÜSEB Teknoloji Transfer Ofisi yapılanması kapsamında, üniversitelerde ve şehir hastanelerinde 25 Teknoloji Transfer Ofisi kuruldu.3 GÖKBEY Hava Ambulansı Sağlık Filosuna KatılacakYerli ve milli imkanlarla geliştirilen GÖKBEY ambulans helikopterinin test uçuşları yapıldı. En zorlu coğrafi ve iklim koşullarında sağlık hizmetine erişimi destekleyecek olan GÖKBEY, vatandaşlara hızlı ve etkin acil müdahale imkanı sunacak. Yılı sonuna kadar 3 adet GÖKBEY ambulans helikopterinin sağlık filosuna katılması öngörülüyor."Sağlıklı Çocuk Sağlıklı Gelecek" programı kapsamında 2 bin 639 okulda yaklaşık 825 bin öğrenciye ulaşıldı.Bakan Memişoğlu'nun 10 Nisan 2025'te ilk dersine katıldığı Sağlıklı Hayat Akademisi (SAHA) eğitimleri kapsamında bugüne kadar 397 bin 140 kişiye sağlık okuryazarlığı eğitimi verildi."Hedefimiz NET: Sağlıklı Türkiye Yüzyılı"Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, NSosyal hesabından, "Hedefimiz net: Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" başlığıyla Bakanlığın son 2 yıldaki çalışmalarına ilişkin paylaşımda bulundu.Paylaşımında bu süredeki çalışmaların yer aldığı video klibe de yer veren Memişoğlu, şunları kaydetti:"Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, Sağlıklı Türkiye Yüzyılı'nı 'Koruyan, Geliştiren ve Üreten Sağlık Modeli' ile ilmek ilmek işlemeye devam ediyoruz. Büyük sağlık ailemizle omuz omuza hep daha ilerisini hedefleyecek, 'Küresel Sağlıkta Öncü Türkiye' idealimiz için sarsılmaz bir azim, sevgi ve adanmışlıkla yürümeye devam edeceğiz."Kaynak: AA
BILIM
DSÖ Raporu: Acil Önlem Alınmazsa Yıllık Kanser Vakalarının 2050'ye Kadar Yaklaşık 35 Milyona Ulaşması Bekleniyor
DSÖ, her yıl 20,6 milyon yeni kanser vakası görüldüğünü ve yaklaşık 10 milyon kişinin kanser nedeniyle hayatını kaybettiğini bildirerek "Acil önlem alınmadığı takdirde yıllık kanser vakalarının 2050'ye kadar 35 milyona ulaşması bekleniyor" denildi. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı (IARC) ile hazırladığı "2026 Küresel Kanser Durum Raporu" başlıklı raporunu açıkladı.Milyonlarca kişinin kanserin fiziksel, duygusal ve mali yüküyle karşı karşıya kaldığına işaret edilen raporda, "Kanser nedeniyle her gün 26 binden fazla kişini hayatını kaybediyor. Her yıl tahmini 20,6 milyon yeni vaka ve yaklaşık 10 milyon ölümle kanser, kalp-damar hastalıklarından sonra küresel olarak ikinci önde gelen ölüm nedeni olmaya devam ediyor." ifadelerine yer verildi.Raporda, bu eğilimi tersine çevirmek için kanserden etkilenenlerin sağlık ihtiyaçlarına ve yaşam deneyimlerine yanıt veren, insan merkezli bir yaklaşıma doğru temel bir değişime ihtiyaç duyulduğu belirtilerek "Acil önlem alınmadığı takdirde yıllık kanser vakalarının 2050'ye kadar yaklaşık 35 milyona ulaşması bekleniyor." ifadeleri kullanıldı.Kanseri önleme, teşhis, tedavi ve destekleyici bakıma erişimde kalıcı ve giderek artan eşitsizlikler olduğuna vurgu yapılan raporda, bu durum nedeniyle milyonlarca kişinin ihtiyaç duyduğu hizmetlerden mahrum kaldığının altı çizildi.Raporda, "Analizlere göre, yüksek gelirli ülkelerde meme kanseri teşhisi konulan kadınların yüzde 87'si 5 yıl hayatta kalırken düşük gelirli ülkelerde bu oran sadece yüzde 42 civarında. Şu anda ülkelerin 3'te 1'inden daha azında kanser bakımı evrensel sağlık sigortası paketlerine dahil ediliyor." ifadeleri kullanıldı."Asya, 2024'te Kanser Vakalarının Yüzde 50,7'sini Ve Ölümlerin Yüzde 56,5'ini Oluşturarak En Büyük Paya Sahip Oldu"Kanser yükünün bölgeler arasında belirgin şekilde farklılık gösterdiği vurgulanan raporda, şu ifadeler yer aldı:"Asya, 2024'te tüm kanser vakalarının yüzde 50,7'sini ve ölümlerin yüzde 56,5'ini oluşturarak en büyük paya sahip oldu. Bu da büyük nüfusunu yansıtıyor. Avrupa ise dünya nüfusunun sadece yaklaşık yüzde 9'una sahip olmasına rağmen küresel vakaların yüzde 21'ini ve ölümlerin yüzde 20'sini oluşturarak orantısız derecede yüksek bir yük taşıdı. Buna karşılık Afrika'daki birçok ülkede ve Asya'nın bazı bölgelerinde daha düşük vaka oranları görülürken orantısız derecede yüksek ölüm oranları yaşanıyor."Raporda, akciğer kanserinin, küresel olarak kanser ölümlerinin önde gelen nedeni olmaya devam ettiği kaydedilerek akciğer, prostat ve kolorektal kanserlerinin erkeklerde en sık görülen kanserler arasında yer aldığı, meme, akciğer ve kolorektal kanserlerin kadınlarda yükün önemli bir bölümünü oluşturduğu kaydedildi."Dünya genelinde kanser vakalarının neredeyse 4'te 1'i, özellikle insan papillomavirüsü (HPV), hepatit B, C ile Helicobacter pylori gibi enfeksiyonlar, alkol ile tütün kullanımı, yüksek vücut kitle indeksi ve yetersiz fiziksel aktivite gibi önlenebilir risk faktörleriyle bağlantılı." bilgileri paylaşılan raporda, bunun da önlemenin kritik rolünü vurguladığı belirtildi."Kanser, Neredeyse Hepimizi Etkileyen Son Derece Kişisel Bir Hastalıktır"Ülkelerin yüzde 82'sinin ulusal kanser kontrol planlarına sahip olduğu vurgulanan raporda, bu oranın 2010'da yüzde 50 olduğu hatırlatıldı ve bu konudaki siyasi kararlığın yükseldiğine değinildi.Raporda görüşlerine yer verilen DSÖ Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, "Kanser, neredeyse hepimizi etkileyen son derece kişisel bir hastalıktır. Ancak bir kişinin kanserden kurtulup kurtulamayacağı asla nerede doğduğuna veya ne kadar kazandığına bağlı olmamalı." ifadelerini kullandı.Ghebreyesus, raporda belgelenen eşitsizliklerin kaçınılmaz olmadığını kaydererek, bu eşitsizliklerin tercihlerin sonucu olduğunu, daha güçlü ve birleşik bir eylemle tersine çevrilebileceğinin altını çizdi. Kaynak: AA
SAĞLIK
Burun çekmek üst solunum yolu enfeksiyonlarını tetikleyebiliyor
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Muhammet Fatih Topuz, "Burun çekmeye bağlı olarak tekrarlayan öksürük, genizde yanma, sık boğaz enfeksiyonları ve kronik farenjit gibi sorunlar ortaya çıkabiliyor" dedi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Muhammet Fatih Topuz, burun akıntısının içeriye doğru çekilmesiyle bakteri ve virüslerin geniz bölgesine taşındığını ve bu durumun tekrarlayan enfeksiyonlara neden olabileceğini belirtti.Gün içinde sıkça yapılan burun çekme hareketi, basit bir alışkanlık gibi görünse de uzun vadede hem boğaz hem de kulak sağlığını etkileyebiliyor.Prof. Dr. Topuz, burun çekmeyle akıntının içinde bulunan bakteri ve virüslerin boğaz bölgesine taşındığını anlattı.Topuz, buna bağlı olarak tekrarlayan öksürük, genizde yanma, sık boğaz enfeksiyonları ve kronik farenjit gibi sorunların ortaya çıkabildiğini kaydetti.Burun çekmenin kulak sağlığını da etkileyebileceğini vurgulayan Topuz, "Kulak ile geniz arasında östaki borusu dediğimiz bir kanal bulunur. Bu kanal orta kulağın havalanmasını sağlar. Basınç dengesi bozulduğunda özellikle çocuklarda tekrarlayan kulak enfeksiyonları, orta kulakta sıvı birikimi ve işitme kaybı görülebilir" dedi.Topuz, burun çekmenin en sık nedeninin burun tıkanıklığı ve akıntı olduğunu belirterek "Alerjik rinit, sinüzit, burun eti ve geniz eti gibi durumlar bu şikayete yol açabilir. Öncelikle altta yatan nedenin tedavi edilmesi gerekir. Gerekli durumlarda medikal tedavi ya da cerrahi müdahale planlanabilir" ifadelerini kullandı.Burun temizliğinin doğru şekilde yapılması gerektiğine dikkati çeken Topuz, serum fizyolojik ya da deniz suyu gibi solüsyonlarla burun içinin temizlenmesini önerdi.Topuz, burun çekme alışkanlığının basit bir refleks gibi görünse de uzun vadede hem sağlık sorunlarına hem de sosyal rahatsızlıklara yol açabileceğini aktardı.Şanlıurfa'nın Haliliye ilçesinde, boşanma aşamasındaki kocası 67 yaşındaki Ahmet D. tarafından dün silahla vurulan 60 yaşındaki Emine D., tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. Emine D.'nin eşiyle boşanma aşamasında olduğu öğrenildi. Ahmet D., tutuklandı. (İHA)Kaynak: Haberturk
SAĞLIK
Kanser tedavisi gören Hülya'nın yeni saçları, Deniz'in fedakarlığıyla hayat buldu
Hatay'da 9 yaşındaki Deniz Güzel, televizyonda kanser tedavisi gören çocukların saçlarını kaybettiğini görünce saçlarını bağışlamaya karar verdi. Deniz'in bağışladığı saçlar, kemoterapi nedeniyle saçlarını kaybeden 8 yaşındaki beyin tümörü hastası Hülya Akar için peruk olarak yaptırıldı ve küçük kızın yüzünü yeniden güldürdü Hatay'ın Kumlu ilçesinde yaşayan Hatice ve Hasan Akar çiftinin 8 yaşındaki kızları Hülya Akar'a, 8 ay önce yapılan muayenede beyin tümörü teşhisi konuldu. Zorlu tedavi sürecinde hayırseverlerin desteğiyle Ankara'da ameliyat edilen Hülya, başarılı operasyonun ardından sağlığına kavuşmaya başladı.Kemoterapi nedeniyle saçlarını kaybeden Hülya için bu kez anlamlı bir dayanışma örneği sergilendi. Televizyonda izlediği kanser tedavisi gören çocukların saçlarını kaybettiğini gören 9 yaşındaki Deniz Güzel, ailesine saçlarını bağışlamak istediğini söyledi. Deniz'in ısrarı üzerine saçları kesilerek Hatay Valiliği Engelli Sosyal Girişimcilik Merkezi'nde peruk haline getirildi. Hazırlanan peruk, tedavi sürecinde saçlarını kaybeden Hülya Akar'a verildi. Yeni saçlarına kavuşan Hülya'nın peruğunu Deniz Güzel'in annesi taktı. Duygusal anların yaşandığı etkinlikte Hatay Valisi Mustafa Masatlı, çocuklarla birlikte pasta kesip bu mutlu anı kutladılar.Kendi saçlarının Hülya'ya umut olduğunu gören Deniz Güzel, "Ben televizyonda gördüm. Anneme sorduğumda kanser hastalarının haftası dedi. Ben anneme, ‘Ben kanserlere saçımı bağışlamak istiyorum' dedim. Annem, 'İstediğini yap ama biraz düşün' dedi. Sonra ben de düşündüm ve bağışlamak istediğimi söyledim. Saçım kesilip peruk yapıldı. Saçlarımı küçük bir çocuğa bağışladım, çok güzel hissediyorum" dedi.Deniz'e saçlarını kendisine bağışladığı için teşekkür eden Hülya Akar, "Ben çok iyiyim. Denizden çok teşekkür ediyorum. Kendi benim için saçlarını kesti. Saçlarını bağışladı. Denizden çok teşekkür ederim" şeklinde konuştu.Kızının saçlarına kavuştuğu için çok mutlu olduğunu söyleyen anne Hatice Akar, "Kızım saçsızdı. Saçı döküldüğü için bugün Sayın Valimiz haber verdiler. Sürpriz yapmak istediler. Kızım saçına tekrar kavuştuğu için çok sevinçli. Onlara çok teşekkür ederim. Allah kendilerinden razı olsun, kızımı sevindirdiler. Onlar kızıma çok fedakarlık yaptı. Allah kendilerine acı göstermesin. Kızımı çok sevindirdiler" dedi.Hatay Valisi Mustafa Masatlı, "Hatay Valiliği Engelli Sosyal Girişimcilik merkezimizde bugün anlamlı bir program için bir araya geldik. Deniz kızımız saçlarını kaybeden bie kanser hastası kız çocuğuna saçlarını bağışlamak istediği için bizlere müracaat ettiler. Bizler de Engelli Sosyal Girişimcilik Merkezimizde Deniz kızımızın o güzelim saçlarının bir kısmını kestirip buradaki kuaförlük bölümümüzde bir peruk yaptırarak 8 yaşında beyin kanseri tedavisi gören Hülya kızımıza verdik" ifadelerini kullandı.Masatlı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Deniz kızımızın yaşı küçük ama gönlü çok büyük. Adeta insanlara ders verecek davranışı gerçekten bizi çok duygulandırdı. Diğer taraftan da daha çok küçük yaşlarda saçlarını kaybetmiş, saç özlemi çeken ve tedavisi devam eden Hülya kızımızın da bugün de, saçlarına kavuşmuş olması onun muhakkak iyileşme sürecine katkı sağlayacaktır" ifadelerini kullandı.Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, NATO Zirvesi için geldiği Ankara'da koşu yaptı. (AA)Kaynak: Haberturk
SAĞLIK
Dr. Öğr. Üyesi Öztürk: 'Depresyonu hafife almayın, erken tanı ve tedavi hayat değiştirir'
Medical Point Gaziantep Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi H. İbrahim Öztürk, depresyonun çoğu zaman 'geçici moral bozukluğu' ile karıştırıldığını belirterek önemli uyarılarda bulundu. Dr. Öğr. Üyesi Öztürk, 'Günümüzde en sık görülen ruh sağlığı sorunlarından biri olan major depresyon, kişinin ruh halini dolayısıyla iş yaşamını, aile ilişkilerini ve günlük yaşamını da önemli ölçüde etkileyebilen tedavi edilebilir bir hastalıktır' dedi. Medical Point Gaziantep Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi H. İbrahim Öztürk, depresyonun çoğu zaman 'geçici moral bozukluğu' ile karıştırıldığını belirterek önemli uyarılarda bulundu. Dr. Öğr. Üyesi Öztürk, 'Günümüzde en sık görülen ruh sağlığı sorunlarından biri olan major depresyon, kişinin ruh halini dolayısıyla iş yaşamını, aile ilişkilerini ve günlük yaşamını da önemli ölçüde etkileyebilen tedavi edilebilir bir hastalıktır' dedi.Dr. Öğr. Üyesi Öztürk, 'Toplumda depresyonun sadece üzgün olmakla aynı şey olduğu yönünde yanlış bir algı var. Oysa depresyon, haftalarca süren çökkün ruh hali, hayattan keyif alamama, sürekli yorgunluk, uyku ve iştah değişiklikleri, dikkat dağınıklığı ve umutsuzluk gibi belirtilerle seyreden ciddi bir ruh sağlığı hastalığıdır. Bu belirtiler kişinin iş, okul ve aile yaşamını olumsuz etkileyebilir' dedi.Dr. Öğr. Üyesi H. İbrahim Öztürk, depresyonun her yaş grubunda görülebileceğini belirterek özellikle belirtilerin iki haftadan uzun sürmesi halinde vakit kaybetmeden bir psikiyatri uzmanına başvurulması gerektiğini ifade etti.'Yardım istemek güçsüzlük değildir'Depresyon nedeniyle destek almaktan çekinilmemesi gerektiğini vurgulayan Dr. Öztürk, 'Depresyon, kişinin iradesiyle aşabileceği bir durum değildir. Nasıl diyabet ya da hipertansiyon için doktora başvuruyorsak, ruh sağlığımız için de profesyonel destek almak son derece doğaldır. Yardım istemek güçsüzlük değil, iyileşme yolunda atılmış önemli bir adımdır' ifadelerine yer verdi.'Tedavi ile yaşam kalitesi yeniden kazanılabiliyor'Modern tıpta depresyonun etkili tedavi yöntemleri bulunduğunu belirten Dr. Öztürk, psikoterapi, ilaç tedavisi ve son yıllarda tüm dünyada kullanımı giderek yaygınlaşan TMS uygulamalarıyla birçok hastanın günlük yaşamına sağlıklı bir şekilde dönebildiğini söyledi. Dr. Öğr. Üyesi Öztürk, 'Erken tanı ve kişiye özel planlanan tedavi sayesinde hastalarımızın büyük bölümü yeniden üretken, sosyal ve mutlu bir yaşam sürdürebiliyor. Bu nedenle belirtileri görmezden gelmek yerine zamanında destek almak büyük önem taşıyor' şeklinde konuştu.Depresyon yaşayan bireylerin eleştirilmek veya yargılanmak yerine anlaşılmaya ihtiyaç duyduğunu belirten Dr. Öztürk, 'Yakınınızın yaşadığı sıkıntıyı küçümsemeyin. 'Geçer', 'Kafana takma' ya da 'Güçlü ol' gibi ifadeler yerine onu dinleyin, yanında olduğunuzu hissettirin ve profesyonel yardım alması konusunda destekleyici olun. Bazen gösterilen anlayış, tedaviye giden ilk adım olabilir' diye konuştu.Kaynak: Etik Haber