Bizi Takip Edin

Şehit Kızından Sağlık Çalışanlarının ve Şehit Ailelerinin Sesi Olmaya Uzanan Bir Mücadele

Şehit Kızından Sağlık Çalışanlarının ve Şehit Ailelerinin Sesi Olmaya Uzanan Bir Mücadele

Habere Git

Çorum Fizik Tedavi Hastanesi Bakanlığın Yatırım Programına Alındı

Ankara İskilipliler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Daşcı'nın, Çorum'un fizik tedavi ve rehabilitasyon alanındaki ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla Sağlık Bakanlığına yaptığı kapsamlı resmi başvuru önemli bir aşamaya ulaştı. Sağlık Bakanlığı, "Çorum Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi Fizik Tedavi Hastanesi Ek Bina Yatırımı"nı 2027 yılı yatırım programına alınmak üzere Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığına sundu.

Habere Git

Sağlık Gündeminde Markanıza Yer Açın!

Basın bültenlerinizi, firma haberlerinizi, ürün lansmanlarınızı ve röportaj taleplerinizi bize iletin; Sağlık Gazetesi ve Sağlık Dergisi’nde yayınlayalım.

Habere Git

Uçakta rahatsızlanan hastaya ilk müdahale Bakan Memişoğlu’ndan geldi

Uçakta rahatsızlanan hastaya ilk müdahale Bakan Memişoğlu’ndan geldi

Habere Git

Video yardımlı toraks cerrahisi (VATS) tekniği akciğer kanserinde başarıyla gerçekleştiriliyor

Video yardımlı toraks cerrahisi (VATS) tekniği akciğer kanserinde başarıyla gerçekleştiriliyor

Habere Git
SAYI: 351 | TEMMUZ 2026

351. Sayı

Sağlık dergimizin 351. sayısı yayınlandı! Hemen dijital olarak inceleyin.

Dijital Okuma
PDF İndirme Seçeneği
İnteraktif Flipbook
351. Sayı

CANLI YAYIN TAKVİMİ

TÜMÜNÜ GÖR >
01
Nis
Prş
10:00 CANLI

OHSAD Kurultayı – Sağlıkta Ortak Çözüm Toplantıları

Prof. Dr. Kemal Memişoğlu - T.C. Sağlık Bakan
İZLE
15
Nis
Prş
10:00 CANLI

Tüyap Expomed Eurasia İstanbul Medikal Fuarı

İZLE
08
Eki
Prş
10:00 CANLI

ÜRETİCİLERLE EL ELE

İZLE

ÖNE ÇIKAN RÖPORTAJLAR

TÜMÜNÜ GÖR >
Muayene Katılım Payı Nedir?|Sağlıkla Güvende Kalın 79. Bölüm
RÖPORTAJ

Muayene Katılım Payı Nedir?|Sağlıkla Güvende Kalın 79. Bölüm

16 Ağustos 2026 4
KLS Martin’in İleri Cerrahi Çözümleri Oypa Medikal Güvencesiyle Türkiye’de
RÖPORTAJ

KLS Martin’in İleri Cerrahi Çözümleri Oypa Medikal Güvencesiyle Türkiye’de

09 Ağustos 2026 39
PAQEN: Tıbbi Cihazlarda İnovasyon, Regülasyon ve AR-GE’nin Güçlü Ortağı
RÖPORTAJ

PAQEN: Tıbbi Cihazlarda İnovasyon, Regülasyon ve AR-GE’nin Güçlü Ortağı

09 Ağustos 2026 42
BİLİMSEL TOPLANTI MI, TİCARİ ORGANİZASYON MU?
KÖŞE YAZISI

BİLİMSEL TOPLANTI MI, TİCARİ ORGANİZASYON MU?

Mustafa DAŞCI

17 Ağustos 2026 3

GÜNCEL HABERLER

TÜMÜNÜ GÖR >
Hatay'da Gıda İşletmelerine Yönelik Denetimler Sürüyor SAĞLIK
SAĞLIK

Hatay'da Gıda İşletmelerine Yönelik Denetimler Sürüyor

Hatay İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, il genelindeki gıda işletmelerinde hijyen koşulları, ürünlerin muhafaza ve satış şartları ile etiket ve izlenebilirlik bilgilerini denetliyor. Müdür Abdurrahman Türkmen ve teknik personelin katılımıyla yapılan kontrollerde, gerektiğinde ürünlerden numune alınırken, denetimlerin vatandaşların güvenilir gıdaya ulaş…

17 Ağustos 2026 20
Mevsimsel Depresyona Dikkat: Uzmanından 8 Öneri SAĞLIK
SAĞLIK

Mevsimsel Depresyona Dikkat: Uzmanından 8 Öneri

Kasvetli havaların ve mevsim değişikliklerinin ruh sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çeken Psikolog İrem Kırım, uyku düzeni, iştah, motivasyon ve sosyal yaşamda meydana gelen değişikliklerin mevsimsel depresyonun habercisi olabileceğini söyledi. Kasvetli havaların ve mevsim değişikliklerinin ruh sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çeken Psikol…

17 Ağustos 2026 11
Erzincan’da sağlık ekipleri Çukurkuyu’da 115 vatandaşa ulaştı SAĞLIK
SAĞLIK

Erzincan’da sağlık ekipleri Çukurkuyu’da 115 vatandaşa ulaştı

Erzincan İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Sağlıklı Hayat Merkezi ekipleri, Çukurkuyu Bulutlu Mahallesi’nde gerçekleştirdiği saha çalışmasında 115 vatandaşa sağlık ve danışmanlık hizmeti sundu.Düzenlenen çalışmada vatandaşlara kanser taraması, ağız ve diş sağlığı, psikososyal destek, fizyoterapi, çocuk gelişimi ve sağlıklı beslenme …

17 Ağustos 2026 9
Erzincan'da sağlık ekipleri sahada 115 vatandaşa hizmet verdi SAĞLIK
SAĞLIK

Erzincan'da sağlık ekipleri sahada 115 vatandaşa hizmet verdi

Erzincan İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Sağlıklı Hayat Merkezi ekipleri, Çukurkuyu Bulutlu Mahallesi’nde gerçekleştirdiği saha çalışmasında 115 vatandaşa sağlık ve danışmanlık hizmeti sundu. Erzincanİl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Sağlıklı Hayat Merkezi ekipleri, Çukurkuyu Bulutlu Mahallesi'nde gerçekleştirdiği s…

17 Ağustos 2026 13
 
Ebola outbreak in DR Congo becomes deadliest in country’s history YURT DIŞI
YURT DIŞI

Ebola outbreak in DR Congo becomes deadliest in country’s history

A top UN official says ‘speed, scale, and solidarity’ needed ‘before this virus gets even further ahead of us’.The Ebola outbreak ‌in the Democratic Republic of the Congo (DRC) has killed 2,325 people, surpassing the death toll ⁠from the 2018-2020 outbreak ⁠to become the deadliest in the country’s history.The confirmed number of people infected with the virus has risen to 4,945, including 101 new cases detected in the previous ⁠24 hours, the DRC’s National Public Health Institute said in its latest report on Sunday.DR Congo Ebola death toll surpasses 2,000DR Congo Ebola outbreak set to become deadliest on record, WHO warnsDR Congo Ebola outbreak spreads to a sixth province“The outbreak is the fastest growing on record,” Tom Fletcher, the United Nations humanitarian chief, said in a statement on Friday. “We need speed, scale, and solidarity before this virus gets even further ahead of us.”The outbreak, the DRC’s 17th, was already the biggest in the country’s history in terms of number of cases – a milestone reached in late July. The latest government data shows that the total number of deaths has ⁠surpassed the 2,299 deaths recorded in the 2018-2020 outbreak, which was previously the country’s worst on record.“Ebola is winning in the Democratic Republic of the Congo. We cannot let the virus outrun our response,” Fletcher said as he outlined the latest efforts to contain the virus.On Wednesday, World Health Organization Director-General Tedros Adhanom Ghebreyesus said that at its current pace, the outbreak is on track to eclipse the West African Ebola outbreak of 2014 to 2016, a crisis that killed more than 11,000 people and accelerated the push to develop a vaccine.The current outbreak is caused by the Bundibugyo species of Ebola virus, which has no approved vaccines or treatments. The outbreak has gained momentum since it was declared on May 15, as weak health infrastructure, the region’s remoteness, and ongoing conflict near the DRC’s borders with South Sudan, Uganda, and Rwanda have hindered response efforts.The proportion of people dying from the outbreak after ⁠a confirmed infection, known as the case fatality ratio, has risen from about 20 percent ⁠in early June to 46 percent, according to government data, meaning nearly one in every two confirmed cases is now deadly.“Normally, ⁠as an outbreak progresses, the case fatality ratio should fall as contact tracing improves and patients are identified and treated earlier,” said Thomas Parisch, a public health specialist ⁠deployed to the DRC with medical charity Doctors Without Borders, known by its French initials MSF.“Instead, we’re still ⁠seeing many cases detected very late, when treatment is less likely to succeed, with many identified only after they die in the community.” A small number of experimental vaccines and therapies are being evaluated, while global health authorities assess whether existing Ebola treatments could offer protection. Evidence so far ‌is limited to animal studies.

17 Ağustos 2026 4
Bakırköy’de hastane bahçesinde korkutan yangın SAĞLIK
SAĞLIK

Bakırköy’de hastane bahçesinde korkutan yangın

Bakırköy Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Prof. Dr. Murat Dilmener Hastanesi’nin bahçesinde çıkan yangın itfaiye ekiplerinin müdahalesiyle kontrol altına alındı. Yangın, saat 14.30 sıralarında Yeşilköy’de bulunan Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Prof. Dr. Murat Dilmener Hastanesi’nin bahçesinde çıktı. İddiaya göre, bahçede kullanılmayan eşyaların henüz bilinmeyen bir nedenle yanmasıyla başlayan yangın, kısa sürede büyüyerek hastanenin depo bölümüne sıçradı. Depoda şiddetlenen alevler, arka tarafta bulunan otluk alana da yayıldı.Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye, polis ve sağlık ekibi sevk edildi. İtfaiye ekiplerinin müdahalesiyle yangın kısa sürede kontrol altına alınırken, bölgede soğutma çalışmaları başlatıldı.Yangında ölen ya da yaralanan olmazken, ekiplerin olay yerindeki çalışmaları sürüyor.Emirhan TopluKaynak: İHA

16 Ağustos 2026 1
Tenisçi Dirseğinde Ağrıyı Baskılamak Yetmez: Yük Azaltılmalı SAĞLIK
SAĞLIK

Tenisçi Dirseğinde Ağrıyı Baskılamak Yetmez: Yük Azaltılmalı

Prof. Dr. İrfan Koca, tenisçi dirseğinde tedavinin yalnızca ağrıyı baskılamaya yönelik olmaması gerektiğini belirterek, öncelikle dirseğe binen yükün azaltılması ve sorunun altında yatan mekanik faktörlerin değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Prof. Dr. İrfan Koca, tenisçi dirseğinde tedavinin yalnızca ağrıyı baskılamaya yönelik olmaması gerektiğini belirterek, öncelikle dirseğe binen yükün azaltılması ve sorunun altında yatan mekanik faktörlerin değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.Prof. Dr. İrfan Koca, "Dirseğin dış kısmında ağrı, kavrama güçlüğü ve el bileğini kullanırken artan şikayetler, halk arasında "tenisçi dirseği" olarak bilinen lateral epikondilopatinin belirtisi olabilir. Tenisçi dirseği, ön kol kaslarının dirseğin dış tarafındaki kemiğe bağlandığı tendonların, tekrarlayan zorlanmalar nedeniyle bu yapışma bölgesinde yıpranması ve ağrılı hale gelmesiyle ortaya çıkan bir durumdur. Bu sorun yalnızca tenis oynayanlarda değil, el ve bileğini yoğun kullanan kişilerde de görülebiliyor" dedi.Prof. Dr. İrfan Koca, tenisçi dirseğinde tedavinin yalnızca ağrıyı baskılamaya yönelik olmaması gerektiğini belirterek, öncelikle dirseğe binen yükün azaltılması ve sorunun altında yatan mekanik faktörlerin değerlendirilmesi gerektiğini söyledi."İlk aşamada yük azaltılmalı"Prof. Dr. İrfan Koca, Tedavinin başlangıcında aktivite düzenlemesi, gerektiğinde istirahat ve dirseklik kullanımı önem taşıyor. Hastanın durumuna göre sıcak-soğuk uygulamalar, elektroterapi, fizik tedavi ve rehabilitasyon programları da tedaviye eklenebiliyor" şeklinde konuştu.Prof. Dr. Koca, tedavide manuel tedavi, egzersiz, kuru iğneleme, kinezyolojik bantlama ve nöral terapinin de önemli seçenekler arasında olduğunu belirtti. Koca, bunun yanında uygun hastalarda proloterapi, PRP, lokal ozon uygulamaları, eksozom ve kök hücre temelli tedaviler ile ultrason eşliğinde hedefe yönelik hidrodiseeksiyon gibi yöntemlerin de değerlendirilebileceğini ifade etti."Eski ameliyat izleri de değerlendirilmeli"Tenisçi dirseğinde yalnızca ağrının bulunduğu bölgeye odaklanmanın yeterli olmayabileceğini belirten Koca, vücudun farklı bölgelerindeki eski ameliyat izleri ve skar dokularının da değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.Koca, "Ameliyat skarları ve buna bağlı fasya gerginlikleri, vücudun biyomekaniğini ve yük dağılımını etkileyebilir. Bu nedenle gerekli hastalarda skar dokularının ve fasyal gerginliklerin gevşetilmesi de tedavinin bir parçası olabilir" dedi."Kortizon iğnesi ilk seçenek olmamalı"Halk arasında "kortizon iğnesi" olarak bilinen steroid enjeksiyonlarının bazı hastalarda kısa süreli rahatlama sağlayabildiğini belirten Prof. Dr. Koca, tenisçi dirseğinde bunun ilk aşamada rutin olarak tercih edilmemesi gerektiğini söyledi.Koca, "Ağrının kortizonla azalması tendonun iyileştiği anlamına gelmez. Özellikle tekrarlayan uygulamalarda tendon dokusu üzerindeki olası olumsuz etkiler ve şikayetlerin yeniden ortaya çıkma ihtimali dikkate alınmalıdır" ifadelerini kullandı."Amaç yalnızca ağrıyı geçirmek değil"Tenisçi dirseğinde asıl hedefin hastanın dirseğini yeniden sağlıklı ve fonksiyonel şekilde kullanabilmesini sağlamak olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Koca, tedavinin dirseğe binen yükün düzenlenmesinden kas-tendon kapasitesinin artırılmasına, fasya ve skar dokularının değerlendirilmesinden uygun girişimsel tedavilere kadar bir bütün olarak ele alınması gerektiğini belirtti.Prof. Dr. İrfan Koca, "Tenisçi dirseğinde amaç sadece ağrıyı susturmak değil, ağrıya neden olan faktörleri ortaya koyarak dirseğin yeniden sağlıklı şekilde kullanılmasını sağlamaktır" diye konuştu.

16 Ağustos 2026 2
Yunanistan'da Batı Nil virüsü alarmı: Vakalar gitgide artıyor SAĞLIK
SAĞLIK

Yunanistan'da Batı Nil virüsü alarmı: Vakalar gitgide artıyor

Yunanistan'da Batı Nil virüsü vakaları yılın ilk aylarından bu yana hızla artarken, 12 Ağustos itibarıyla 110 vaka kaydedildi. Vakaların 81'inde merkezi sinir sistemi bulguları görülürken, uzmanlar mevcut artışın sürmesi halinde 2026'nın son yılların en ağır dönemlerinden biri olabileceği uyarısında bulundu. Yunanistan'da Batı Nil virüsü vakalarının bu yıl hızlı bir şekilde artış gösterdiği, mevcut eğilimin devam etmesi halinde 2026'nın son yılların en zorlu dönemlerinden biri olabileceği bildirildi.YunanistanUlusal Kamu Sağlığı Kurumunun (EODY) verilerinde, ülkede 12 Ağustos'a kadar 110 Batı Nil virüsü vakasının kaydedildiği belirtildi.Vakaların 81'inde merkezi sinir sistemi bulguları görüldüğü, 29 kişinin ise hastalığı hafif belirtilerle geçirdiği kaydedilirken, vakaların Attika, Tesalya, Orta Makedonya ve Mora bölgelerindeki 39 belediyede tespit edildiği aktarıldı.EODY Epidemiyolojik Gözetim ve Bulaşıcı Hastalıkların Önlenmesi Müdürlüğü yetkilisi Danai Pervanidu, özellikle Attika'da virüsün bu yıl yoğun şekilde yayıldığını ve vaka sayısının aynı dönemde önceki yıllarda kaydedilen seviyelerin üzerine çıktığını belirtti.Sıcaklık ve yağışların yanı sıra sivrisinek popülasyonu ve kuşların göç yolları gibi birçok faktörün virüsün yayılmasında etkili olduğuna işaret eden Pervanidu, Attika'da 2025-2026 kışının son 150 yılın en sıcak ikinci kışı olmasının da mevcut tabloya katkıda bulunmuş olabileceğini kaydetti.Pervanidu, virüsün önceki dönemlere göre daha bulaşıcı hale geldiğine veya davranışının değiştiğine ilişkin bilimsel bir bulgu bulunmadığını ifade etti.Pervanidu, vaka sayısındaki artışın aynı hızda devam etmesi halinde 2026'nın kaydedilecek vaka sayısı bakımından son yılların en zorlu dönemlerinden biri olabileceği uyarısında bulundu.EODY, vatandaşlara sivrisinek kovucu kullanmaları, evlerde sineklik ve cibinliklerden yararlanmaları, özellikle akşam saatlerinde uzun giysiler tercih etmeleri ve sivrisineklerin üreyebileceği durgun su birikintilerini ortadan kaldırmaları çağrısında bulundu.Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi verilerine göre, Avrupa'da İtalya'dan sonra Yunanistan, Batı Nil virüsü vakalarının en çok tespit edildiği ikinci ülke konumunda.Onlarda Batı Nil virüsü bizde kkk . Kurtulamadık gitti

16 Ağustos 2026 2
Zerdeçal Sağlık İçin Mucize mi, Abartı mı? Uzmanlar Yanıtladı SAĞLIK
SAĞLIK

Zerdeçal Sağlık İçin Mucize mi, Abartı mı? Uzmanlar Yanıtladı

Yemekleri lezzetli kılmasının yanı sıra dünyanın en eski ve en sevilen baharatlarından biri olan zerdeçal sağlığımız için mucizeler yaratabilir mi? Yemekleri lezzetli kılmasının yanı sıra dünyanın en eski ve en sevilen baharatlarından biri olan zerdeçal sağlığımız için mucizeler yaratabilir mi?Bu baharatın bolca kullanıldığı Güney Asya ülkelerinin diasporası konusunda uzmanlaşmış bir gıda araştırmacısı ve podcast yayıncısı olan Ragini Kashyap, "Ailemin kökeni Pencaplı ve zerdeçal kullanmadığımız bir yemek düşünemiyorum" diyor.Yaklaşık 30 çeşidi bulunan zerdeçal, Asya, Afrika ve Güney Amerika mutfaklarında yaygın olarak kullanılıyor.Ancak Güney Asya diasporasının izinden, doğuda Bali ve Fiji gibi Pasifik adalarına, batıda ise Karayip adalarına kadar ulaşarak küresel bir yaygınlık da kazandı.'Güçlü mesajlar'Kashyap, zerdeçalın 2.500 yıl öncesine ait metinlerde anıldığını söylüyor.Güney Asya'da yaygın şekilde kullanılan zerdeçalın antiseptik ve iltihap önleyici özelliklere sahip olduğuna dair köklü bir inanç bulunuyor.Şu anda Dubai'de yaşayan Kashyap, "Hastalandığımda aklıma gelen ilk şeylerden biri bu oluyor ve bana çok rahatlatıcı geliyor. Bir kısmı teselli, bir kısmı ilaç, bir kısmı da nostalji" diye açıklıyor.Hindistan'da zerdeçal, yüzü güzelleştirmek amacıyla sürülen bir macunun kullanıldığı, düğün öncesi bir ritüel olan Haldi töreninin de bir parçası.Bugün ise Batı'daki tüketicilerin bu kadim iddialara ilgi göstermesiyle satışlar hızla artıyor.Zerdeçal genellikle sağlık faydaları olduğuna inanılan kurkumin bileşiğini içeriyor. Kurkumin takviyeleri; kemik ve eklem sağlığını desteklemekten bağışıklık sistemini güçlendirmeye kadar pek çok alanda faydalı olduğu iddiasıyla pazarlanıyor.Kashyap, popülaritesinin bir bölümünün insanların sosyal medyada paylaştığı olumlu deneyimlerden kaynaklandığını söylüyor."Yaklaşık bir milyar insanın önemli bir kısmı zerdeçalın pek çok şeyi düzeltebileceğine çok güçlü şekilde inanıyorsa bu dünyaya verilen yüksek sesli bir mesajdır" diyor."Buna lobi faaliyetlerini, takviye şirketlerini ve benzeri unsurları da eklerseniz ortaya çok güçlü mesajlar çıkıyor."'En kötü kimyasal yapı'Ancak zerdeçalın faydaları konusunda şüpheci olanlar da var.ABD'nin Minnesota eyaletinde çalışan kimyager Dr. Kathryn Nelson, kurkumin üzerine yapılmış 100'den fazla araştırma makalesini inceleyen bir değerlendirme yaptı."İddialar her şeyi yapabileceği yönünde, ama gerçekte muhtemelen neredeyse hiçbir şey yapmıyor" diyor.Dr. Nelson'a göre zerdeçalla ilgili sorun, incelenmesini zorlaştıran kimyasal bileşiminde yatıyor.Son derece reaktif bir madde ve testlerde yanıltıcı etkiler oluşturabiliyor; yani işe yarıyormuş gibi görünebiliyor, ancak gerçekte öyle olmayabiliyor.Ağız yoluyla alındığında çok küçük bir kısmının dolaşıma katıldığını, vücut tarafından da iyi emilmediğini söylüyor.Birçok kişi bunun üstesinden gelebilmek için zerdeçalı karabiberle birlikte tüketiyor.Dr. Nelson zerdeçalın kimyasal yapısı için, "Yararlı bir ilaç üretebilmek için en kötü kimyasal yapılardan biri" diyor.'Hayal kırıklığına uğradık'Zerdeçal onlarca yıldır kapsamlı şekilde araştırılıyor ancak sonuçlar sıklıkla çelişkili ve çalışmaların kalitesi de farklılık gösteriyor.Kanada'nın Ontario eyaletindeki London Health Sciences Centre'da böbrek hastalıkları uzmanı Prof. Amit Garg, zerdeçalın faydalarını savunan birçok çalışmanın insanlar üzerinde yapılmadığını söylüyor.Kendisi ve meslektaşları bugüne kadarki en büyük iki çalışmadan ikisini yürüttü.İlk çalışma, kurkuminin aort anevrizması onarımı geçiren kişilerde böbrek hasarını ve iltihabı önleyip önleyemeyeceğini belirlemek için yapıldı. Ancak 600 hastanın yer aldığı araştırmada herhangi bir faydalı etki tespit edilemedi.Daha sonra böbrek hastalığı bulunan kişilerde daha küçük boyutlu bir kurkumin mikropartikülünü deneyerek bunun böbrek sağlığını iyileştirip iyileştirmediğini ya da hastalığın ilerlemesini önleyip önlemediğini araştırdılar. Ancak bunun da geçerli olduğunu gösteremediler."Kurkuminin işe yaramadığını göstermek gibi bir niyetle yola çıkmamıştık. Araştırmaya açık fikirli yaklaşmıştık. Bu yüzden hayal kırıklığına uğradık" diyor.Peki özellikle Hindistan'da binlerce yıldır tıbbi amaçlarla kullanıldığına dair bir geçmiş bulunmasını nasıl açıklayabiliriz?Prof. Garg'a göre, doğal olarak bulunan tek bir bileşiği organik bir maddeden çıkararak ilaca dönüştürmeye çalışmakla, bütün organik maddeyi yemeklerde kullanmak ya da cilde uygulamak arasında kesin bir fark var.Peki uzmanlara göre pahalı takviyeler buna değer mi?Prof. Garg, maliyetin yanı sıra bunların işe yaradığını gösterecek yeterli kanıt bulunmadığını söylüyor ve doğal sağlık ürünlerinin diğer ilaçlarla aynı düzenlemelere tabi olmadığını hatırlatıyor."Kesinlikle açık fikirli olabiliriz. Ancak bir şeyin belirli bir etkisi olduğunu söylüyorsak bunun yüksek kaliteli kanıtlara dayanması gerekir" diyor.Ancak insanların zerdeçalı yemeklerinin bir parçası olarak tüketmesinde bir sakınca görmediğini de ekliyor: "Yemeklere zerdeçal katmayı seven insanlara buna devam etmelerini tavsiye ederim."Orijinali İngilizce olan bu makalenin çevirisinde yapay zekadan yararlandık. Yayınlanmadan önce çeviriyi bir BBC gazetecisi kontrol etti. .

16 Ağustos 2026 2
Bakan Memişoğlu: Yerli kalp-akciğer makinesinde seri üretime geçeceğiz SAĞLIK
SAĞLIK

Bakan Memişoğlu: Yerli kalp-akciğer makinesinde seri üretime geçeceğiz

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Kendi kalp-akciğer pompamızı ASELSAN'la beraber yaptık. O cihaz olmadan kalp ameliyatları yapılamaz. Şimdi onu hastalarda kullanmaya başladık. Bir ay evvel başladık ve sene sonu itibarıyla seri üretimine geçeceğiz" diye konuştu. Uluslararası Sağlık Hizmetleri AŞ'nin (USHAŞ)İstanbulŞubesi'nde sağlık muhabirleriyle bir araya gelen Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Türkiye'nin sağlık sisteminin ülkenin gurur kaynaklarından biri olduğunu, özellikle son 25 yılda Türkiye'de sağlıkta büyük bir gelişim süreci yaşandığını söyledi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın insan odaklı bir sağlık hizmeti sunulması için her türlü iradeyi göstererek destek verdiğini aktaran Memişoğlu, sağlık hizmetinin iyi sunulmasında iyi sağlık çalışanlarının bulunmasının önemli olduğunu kaydetti.Memişoğlu, Türkiye'nin bugün sağlıkta herkesin rahat ulaşabildiği, sosyal tarafı da çok kuvvetli olan, aynı zamanda teknolojisini de kullanabilen bir ülke haline geldiğini dile getirerek, "Bugün 3 milyonun üzerinde insan Türkiye'ye sağlık hizmeti almaya geliyor. Çevremizdeki ülkeler bizim sağlık hizmetini örnek almaya çalışıyorlar, bizden destek istiyorlar. Birçok ülkeye de yardım edebilir haldeyiz" ifadelerini kullandı."Koruyan, Geliştiren ve Üreten" sağlık modelinin amacına ulaşabilmesi için sağlık muhabirlerinin önemli olduğunu belirten Memişoğlu, "Her biriniz en az bizler kadar sağlıkçısınız. Çünkü biz sağlıkta hekim, yönetici olarak ne yaparsak yapalım bunu duyuracak, toplumun kültürünü ve bilincini artıracak sizlerin haberleridir" diye konuştu.Kemal Memişoğlu, Evde Sağlık ve Palyatif Bakım Hizmetlerinin Sunumu ve Koordinasyonuna İlişkin Yönetmeliği yayımlayıp "palyatif kritik bakım hizmeti"ni tanımladıklarını aktararak, evde sağlık, uzaktan sağlık ve palyatif bakım hizmetlerini entegre ettiklerini ve Evde Sağlık Hizmetleri Koordinasyon Merkezi (ESKOM) adıyla bir komuta merkezi oluşturduklarını anlattı.Bu mevzuatla uzun yatışta olan, evde yatabilen hastaların uzaktan bakılmasını çok daha etkin hale getireceklerini dile getiren Memişoğlu, toplum yaşlandıkça veaileküçüldükçe yaşlıların bakımı ve sağlık hizmetiyle ilgili bu modeli oluşturduklarını, aile hekimini de bu sisteme dahil ettiklerini söyledi.Memişoğlu, aile hekiminin palyatif bakıma ihtiyacı olan hastayı ESKOM'a bildireceğini ya da hastaneden çıkıp evine yerleştirilen bu hastaların otomatik olarak aile hekimine yönlendirileceğini anlatarak, "Böyle bir koordinasyon sistemi kuruyoruz. Bilgisayar yazılımıyla yapacağız bunları. Mevzuatı çıkardık, şimdi yazılımı bitiyor. Türkiye genelinde 271 bin yatağımız var, 7 bin 822 yatağımız palyatife ayrılmış durumda. İstanbul'da da 910 palyatif bakım yatağımız var. İstanbul'da palyatifte yatak sorunumuz yok. Önemli olan organizasyonu iyi yapabilmemiz" şeklinde konuştu.İki senede 160 mevzuat çıkardıklarını belirten Memişoğlu, şöyle devam etti:"2024 yılının kasım ayındaAile HekimliğiYönetmeliğini değiştirdik. Sağlık sisteminin koruyan sağlık tarafını ön plana çıkardık ve proaktif aile hekimliği sistemine geçtik. Türkiye'de aile hekimliği sayımız 25 bin bandındaydı, bugün 31 bin aile hekimliğimiz var. İstanbul'da 1121 aile hekimliğimiz var, 81 aile hekimliği açtık, 130 tane daha açacağız. Aile hekimliklerinde, yaklaşık 1850 ilacın yazılabilmesini, sağlık raporlarının verilebilmesini, geleneksel tıp (GETAT) uygulamalarının yapılabilmesini ve aile hekiminin gerek görürse hastası için hastaneden randevu alabilmesini sağladık. İstanbul'da 34 tane Sağlıklı Hayat Merkezi var. Ücretsiz hizmet sunulan Türkiye'deki bütün Sağlıklı Hayat Merkezlerinde gebe okulu, çocuk gelişimci, psikolog, diyetisyen, fizyoterapist var. Pilates,egzersizyapılıyor. Aşıdankansertaramasına kadar her şey yapılıyor. Şimdi Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığından aile danışmanı da var."Memişoğlu, Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) geçen ay yayımladığı bültene göre Türkiye'deki yaş ortalamasının yükselerek 78,5'e çıktığını belirterek, "Bebek ölüm oranlarına bakın. 2002'debebekölümü 1000 doğumda 31,5 iken bugün 7,8'e düşmüş durumda ve 2024'te binde 9 iken 2025'te binde 7,8'e düştü. Bu yılda 3 bin bebeğin daha yaşadığını gösteriyor. 3 bin bebek, az bir sayı değil. Doğumda annenin ölüm oranını düşürdük. Sağlık sisteminizin başarısı OECD'de bunlarla ölçülüyor" dedi.Ölümlerin yüzde 34,7'sinin dolaşım sistemi hastalıkları, yüzde 16'sının da iyi ve kötü huylu tümörler sebebiyle olduğunu vurgulayan Memişoğlu, şunları aktardı:"Dolaşım sistemi hastalıklarının yüzde 42'sini iskemik kalp hastalığı, iyi ve kötü huylu tümörlerin yüzde 30'unu solunum hastalıkları,akciğerkanseri ve gırtlak kanseri oluşturuyor. Peki sizce bunun nedenleri ne? Bu ölüm sebeplerimiz iskemik kalp hastalığı, inme, dolaşım hastalığı ve akciğer kanseri nedeni nedir? Sigara, Türkiye'de insanlarımızın hastalanma ve ölüm sebeplerinin en önemlilerinden biridir. Ülkemizde erkeklerin yüzde 46'sısigaraiçiyor. Dünyada ikinci sıradayız, ilk üçte yerimiz değişiyor. Bize bir şey olmaz diyoruz ama oluyor. Olduktan sonra pişman oluyoruz. Türkiye'de geçen sene 8 milyar paket sigara satılması doğru bir şey değil. Bunu kullanmaması için insanları motive etmemiz lazım. İnsanların sağlık talebini artırmamız lazım. Ölüm sebeplerimizin yüzde 50'sinin üzerindeki hastalıkların esas sebebi sigara, hareketsizlik ve kilo."Kilonun da başka bir sağlık riski olduğunu dile getiren Memişoğlu, şu değerlendirmede bulundu:"Yüzde 30 neredeyse morbid obeze dönüşmüş bir toplumdan bahsediyoruz ve bunun sebepleri yaşam tarzı, stres, yeme alışkanlıklarıdır. 2000'li yıllarda Türkiye'de yaklaşık 3 kişiden biri kırsalda yaşıyordu. Yani nüfusun yüzde 30'u köyde, kırsalda yaşayan bir toplumken bugün sadece 100 kişiden 6,6'sı kırsalda yaşıyor. Bu esasında yaşam tarzının değiştiğini gösteriyor ama beslenme alışkanlığı farklılaşmıyor. Beslenme alışkanlığı sabah, öğle, akşam ağır yemeklerle kötüleşmiş durumda. Bir de hareket kısıtlılığı var şehirde. Daha çok araçlarla hareket ediyorsunuz. Öyle olunca da yürümüyorsunuz, egzersiz yapmıyorsunuz. Şimdi bu konularla ilgili çalışmalar yapıyoruz. Toplumun bu alışkanlıklarını değiştireceğiz. Bunda sizmedyamensuplarının çok etkisi var. Bu bilinci, kültürü toplumda beraber oluşturacağız. Toplumun tedavi talebinden çok, sağlık talebini oluşturmamız gerektiğini düşünüyorum. Bu konuda destek istiyorum."Memişoğlu,Gençlik ve Spor Bakanlığıile birlikte çalışarak Sporcu Sağlık Raporları Yönetmeliği'nin de çıkarıldığını anlatarak, sporcunun sağlık raporu alması için bireyin hastalığı yoksae-Nabızüzerinden beyan edebildiğini aktardı.Organ naklinde kadavradan organ bağışı bulmakta zorlandıklarını dile getiren Memişoğlu,organ naklikonusunda kanunla beraber bir değişim yaptıklarını, artık e-Devlet, e-Nabız üzerinden organ bağışı yapılabildiğini ve bağış sayısının şimdiye kadar 250 bini bulduğunu kaydetti.Bu kanunla kişinin organ bağışını vasiyet haline getirdiklerini dile getiren Memişoğlu, Türkiye'de 30 binin üzerinde insanın organ beklediğini, organ bağışınıne-Devletüzerinden yapılmasının bağışçı sayısının artmasında önemli olduğunu vurguladı.Memişoğlu, İstanbul'da son 24 yılda 79 büyükhastaneyapıldığını, sadece Kovid-19 pandemisi döneminde 28 hastanenin hizmete açıldığını, Türkiye genelinde 27 şehir hastanesi yaptıklarını belirterek, İstanbul'da 1453 yataklı Fatih Sultan Mehmet Hastanesi'nin yapımının devam ettiğini, Sancaktepe'de 4 bin yataklı şehir hastanesinin 2027'nin ikinci yarısında hizmete sunulacağını aktardı."Esenlik Mevzuatı"yla sağlıklı insanlara sağlık hizmeti sunulmasına başladıklarını dile getiren Memişoğlu, şöyle konuştu:"Tedavi amacı ile yapılmayan ve tedavi sonrasında 6 aylık nekahet dönemi için yapılmayan sağlık hizmetlerini özel sektör de bizim tanımladığımız yerde sunabilir, dedik. Mesela 1000 yataklı otel. Bu mevzuat çıkmadan önce otelde sağlık hizmeti sunulamıyordu. Şimdi otelinizin veya tesisinizin bir kısmında bağımsız olarak 'Esenlik Kurumu' kurabilirsiniz. Bir sorumlu doktor tanımlıyorsunuz. İster diyetisyen ister fizyoterapist ister çocuk gelişimci, ister manuel terapi, her şeyi yapabiliyorsunuz. Sadece Bakanlıktan ruhsat alacaksınız. Bununla ilgili de kuruluşun bir hastaneyle protokol yapmasını zorunlu kılıyoruz. Yani acil bir durum olduğu zaman o hastanenin veya tıp merkezinin oraya müdahale etmesini zorunlu kılıyoruz."Bakan Memişoğlu, 8 yerli aşının üretimi için planlama yapıldığını belirterek, "En az 6 tanesiyle birkaç hafta içinde sözleşme yapıp yerliaşıüretimini Türkiye'de kendimiz yapacağız. Hatta sadece dolum değil, 'master cell' dediğimiz esas hücreyi de alarak yapacağız. Bizim 13 tane yerli aşımız var. Bu aşılar içinden seçtik.HepatitA'yı biz kendimiz dolum yapıyoruz. Diğerlerini de çok yakında açıklayacağız. Çalışma yaptık, hazır üretime geldik" diye konuştu.Aynı zamanda Memişoğlu, 2 sene içinde yüzde 70'in üzerinde yerli ultrason cihazı üreteceklerini de anlatarak, şunları dile getirdi:"Kendi kalp-akciğer pompamızı ASELSAN'la beraber yaptık. O cihaz olmadan kalp ameliyatları yapılamaz. Şimdi onu hastalarda kullanmaya başladık. Bir ay evvel başladık ve sene sonu itibarıyla seri üretimine geçeceğiz. Mobil röntgen cihazını aldık. Solunum cihazı yapıyoruz. Homevent yapıyoruz. En önemlilerden bir tanesi kapsül endoskopi yapıyoruz Türkiye'de. Onun da insan çalışmalarına çok kısa zamanda başlayacağız. Endoskopi yerine biliyorsunuz,tabletgibi alıyorsunuz. Bütün bağırsağınızı, midenizi filmler gösteriyor. Bunu 2-3 ülke yapıyor. Bir tanesi de biziz. Teknopark'ta onu prototipiyle geliştirdik."Özellikle immünolojik ve kanser ilaçlarıyla ilgili çalışmalarının olduğunu ifade eden Memişoğlu, şunları anlattı:"Türkiye'nin üretim kapasitesini tamamen bağımsız hale getireceğiz. Özellikle kanser,SMAgibi moleküler hastalıklar, immünoterapi gibi ilaçları kendimiz üretir hale getiriyoruz şimdi. Bunun klinik çalışmalarına da başlayacağız çok kısa zamanda. TÜSEB'de şöyle bir şey yaptık, Türkiye'nin hangi ilaçlara ihtiyacı var, yurt dışından getirdiğimiz, ithal ettiğimiz? Bu ilaçların hangilerini Türkiye'de üretmemiz gerekiyor? Bunların planlamasını yaptık.İlaçfirmalarıyla görüştük. Bunları biz kendimiz üreteceğiz, dedik. Türkiye'nin hangi stratejik cihazlara ihtiyacı var? 45 tane şimdi tespit ettik. Belki sayı artacak. Bu 45 cihazı üretebilmemiz lazım. Kovid-19'da yaşadığımız gibi, bir şey size gelmezse sağlık hizmetlerini bunlarla üretmeniz gerekir. Onları üretebilmeniz lazım. Bunları tespit ettik ve TÜSEB'le beraber üretiminiteşvikediyoruz."Memişoğlu, "uretensaglik.gov.tr" ile fikirden ürüne dayalı bir sistem kurduklarını vurgulayarak, sağlıkla ilgili çalışmaları olan, fikirleri bulunanların bu siteye başvuru yapabileceğini söyledi.Yönetmelikle AVM, spor salonları, halı sahalar gibi kalabalık alanlara eksternal defibrilatörlerin koyulmasının zorunlu hale getirildiğini ifade eden Memişoğlu, yapay zekayla birçok şey yapmaya başladıklarını, artık denetimleri şikayetten çok risk esaslıdenetimsistemi üzerine gerçekleştirdiklerini kaydetti.Toplantıya, İstanbul Valisi Davut Gül, İl Sağlık Müdürü Abdullah Emre Güner ve USHAŞ Genel Müdürü Serdar Şenol ile İstanbul'da görev yapan birçok sağlık muhabiri katıldı.Kaynak: TRT Haber

16 Ağustos 2026 2
Iraklı 3 kadın hasta Türkiye’de takılan mesane piliyle sağlığına kavuştu SAĞLIK
SAĞLIK

Iraklı 3 kadın hasta Türkiye’de takılan mesane piliyle sağlığına kavuştu

Irak'ta yaşayan 18 yaşındaki üniversite öğrencisi Melak Mohmood, 43 yaşındaki ev hanımı Nowol Aldorroji ve 21 yaşındaki Howraa Zomılı, farklı nedenlerle gelişennörojen mesanehastalığı nedeniyle yıllar... Irak'ta yaşayan 18 yaşındaki üniversite öğrencisi Melak Mohmood, 43 yaşındaki ev hanımı Nowol Aldorroji ve 21 yaşındaki Howraa Zomılı, farklı nedenlerle gelişennörojen mesanehastalığı nedeniyle yıllarca kendi başlarına idrar yapamadı. Ülkelerinde birçoksağlıkmerkezine başvuran ve çeşitli ameliyatlar geçirmelerine rağmen sonuç alamayan hastalar, uzun süre sonda kullanmak zorunda kaldı. Tedavi seçeneklerinin tükenmesinin ardından Irak Sağlık Bakanlığı tarafından Türkiye'ye sevk edilen üç kadın hasta, Memorial Şişli Hastanesi'nde ayrıntılı değerlendirmeden geçirildi.Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Fatih Yanaral ve ekibi tarafından hastalara iki aşamalı sakral nöromodülasyon (mesane pili) tedavisi uygulandı. Tedavinin ardından üç hasta da yeniden normal yolla idrar yapmaya başladı. Yıllar sonra sonda kullanmadan yaşamlarına devam edebilen hastalar hem fiziksel sağlıklarına kavuştu hem de yaşam kalitelerinin belirgin şekilde arttığını ifade etti.MOHMOOD: HASTALIK SADECE FİZİKSEL DEĞİL, PSİKOLOJİK OLARAK DA BENİ ÇOK YIPRATTIIrak’ta yaşayan üniversite öğrencisi 18 yaşındaki Melak Mohmood, yaklaşık üç yıl önce aniden normal şekilde idrar yapamamaya başladığını belirterek, “Yaklaşık üç yıl önce hayatım bir anda değişti. Aniden normal şekilde idrar yapamamaya başladım. Bu nedenle ülkemde birçok doktora başvurdum. Uzun bir süre idrarımı yapabilmek için sonda kullanmak zorunda kaldım. Bu hastalık sadece fiziksel değil, psikolojik olarak da beni çok yıprattı. Yaşam kalitem düştü ve sosyal hayatım olumsuz etkilendi. Bu süreçte birçok ameliyat geçirdim, ancak ne yazık ki hiçbirinden başarılı bir sonuç alamadım. Daha sonra Irak Sağlık Bakanlığı aracılığıyla tedavi için İstanbul'a gönderildim. Burada gerekli muayeneler ve tetkikler yapıldıktan sonra mesaneye pil (sakral nöromodülasyon) ameliyatı oldum. Şükürler olsun ki ameliyatım başarılı geçti ve artık yeniden normal şekilde idrar yapabiliyorum. Bu benim için yeniden hayata başlamak gibi oldu” dedi.ALDORROJI: YENİDEN NORMAL ŞEKİLDE İDRAR YAPABİLİYORUMIrak'ta yaşayan 43 yaşındaki ev hanımı Nowol Aldorroji, normal şekilde idrar yapamamaya başladığını belirterek, “Ülkemde birçok doktora başvurdum. Uzun bir süre idrarımı yapabilmek için sonda kullanmak zorunda kaldım. Daha sonra Irak Sağlık Bakanlığı aracılığıyla tedavi için İstanbul'a, gönderildim. Burada gerekli muayeneler ve tetkikler yapıldıktan sonra mesaneye pil (sakral nöromodülasyon) ameliyatı oldum. Şükürler olsun ki ameliyatım başarılı geçti ve artık yeniden normal şekilde idrar yapabiliyorum. Başta Prof. Dr. Fatih Yanaral olmak üzere bana emek veren tüm doktorlara, hemşirelere ve sağlık çalışanlarına içten teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.ZOMILI: AMELİYATIM BAŞARILI GEÇTİ VE ŞU ANDA ÇOK MEMNUNUMÜç yıl önce mesanesinde ciddi bir sorun başladığını ve idrarını kendiliğinden yapamaz hale geldiğini belirten 21 yaşındaki Howraa Zomılı ise, “Üç yıl önce mesanemde ciddi bir sorun başladı ve idrarımı kendiliğimden yapamaz hale geldim. Bu süreçte birçok doktora başvurdum ancak herhangi bir sonuç alamadım ve nedeni bulamadılar. Daha sonra bizim ülkede bulunan Sağlık Bakanlık tarafından, mesane sinir uyarı cihazına ihtiyaç duyduğum için Türkiye'ye sevk edildim. Bu cihaz Irak'ta bulunmamaktadır. Prof. Dr. Fatih Yanaral tarafından ameliyat oldum. Ameliyatım başarılı geçti ve şu anda çok memnunum” diye konuştu.ZOMILI: TÜM SAĞLIK EKİBİNE ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUZIrak'ta hemşire teknisyeni olarak görev yapan 47 yaşındaki Basım Zomılı, kızı 21 yaşındaki Howraa Zomılı'nın yaklaşık üç yıl önce mesanesinde ciddi bir sorun başladığını ve idrarını kendiliğinden yapamaz hale geldiğini belirterek, “Kızım Howraa Zomılı, 21 yaşında. Irak'tan buraya geldik. Üç yıl önce mesanesinde ciddi bir sorun başladı ve idrarını kendiliğinden yapamaz hale geldi. Bu süreçte birçok doktora başvurduk ancak herhangi bir sonuç alamadık ve nedeni bulamadılar. Daha sonra bizim ülkede bulunan Sağlık Bakanlık tarafından, mesane sinir uyarı cihazına ihtiyaç duyduğu için Türkiye'ye sevk edildik. Bu cihaz Irak'ta bulunmamaktadır. Prof. Dr. Fatih Yanaral tarafından ameliyat oldu. Ameliyatı başarılı geçti ve kızım sağlığına kavuştu şimdi kendisi idrar yapabiliyor” dedi.PROF. DR. YANARAL: İDRAR YAPMA EYLEMİ ASLINDA OLDUKÇA KARMAŞIK BİR SÜREÇTİRNörojen mesanenin idrar torbasının sinir iletiminin bozulmasına bağlı gelişen bir rahatsızlık olduğunu belirten Memorial Şişli Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Fatih Yanaral, "Normal şartlarda farkında olmadan gerçekleştirdiğimiz idrar yapma eylemi aslında oldukça karmaşık bir süreçtir. Nörojen mesane ise bu sistemi kontrol eden sinirlerin etkilenmesi sonucu ortaya çıkar. Hastalık doğuştan omuriliği etkileyen rahatsızlıklara bağlı gelişebileceği gibi trafik kazaları, yüksekten düşme gibi travmaların, viral enfeksiyonların veya bel fıtığı gibi omuriliğe yönelik ameliyatların ardından da görülebilir" diye konuştu.‘YAŞAM KALİTESİ CİDDİ ŞEKİLDE DÜŞÜYOR’Nörojen mesane hastalarının önemli bir bölümünün yaşamını sonda ile sürdürmek zorunda kaldığını ifade eden Prof. Dr. Yanaral, "Bu hastaların bir kısmı kalıcı sonda, bir kısmı ise günde 5-6 kez kendilerine sonda takarak mesanelerini boşaltıyor. Bu durum yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürüyor. Bazı hastalar sonda kullanmak istemediği için böbrek yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunlarıyla da karşı karşıya kalabiliyor" dedi.‘ELEKTROT ARACILIĞIYLA MESANEYE GİDEN SİNİRLERE ELEKTRİK UYARISI VERİYORUZ’Tedavide sakral nöromodülasyon yöntemini uyguladıklarını söyleyen Prof. Dr. Yanaral, "Kuyruk sokumu bölgesinden yerleştirdiğimiz elektrot aracılığıyla mesaneye giden sinirlere elektrik uyarısı veriyoruz. Bu sayede yeterince kasılamayan mesane yeniden fonksiyon kazanabiliyor ve hastalar normal yolla idrar yapabilir hale geliyor" ifadelerini kullandı.Tedavinin iki aşamadan oluştuğunu belirten Prof. Dr. Yanaral, "İlk aşamada elektrot yerleştiriliyor ve 1-2 haftalık test süreci uygulanıyor. Bu süreçte şikayetlerin tamamen ortadan kalkması ya da en az yüzde 50 azalması durumunda tedaviyi başarılı kabul ediyoruz. Ardından ikinci aşamada geçici sistemi çıkararak cilt altına kalıcı pil yerleştiriyoruz. Böylece hastalar vücut dışında herhangi bir cihaz olmadan günlük yaşamlarını sürdürebiliyor" dedi.‘BUGÜN ÜÇ HASTAMIZ DA NORMAL YOLLA İDRAR YAPABİLİYOR’Tedavi edilen üç Iraklı hastanın sağlıklarına kavuştuğunu dile getiren Prof. Dr. Yanaral, "Hastalarımızdan ikisi geçirdikleri viral enfeksiyonlar sonrası, biri ise bel fıtığı ameliyatının ardından idrarını yapamaz hale gelmişti. Üçü de kendi başına idrar yapamıyor, kimi günde altı kez sonda kullanıyor, kimi ise kalıcı sondayla yaşamını sürdürüyordu. Irak Sağlık Bakanlığı tarafından hastalar bize yönlendirildi. Gerekli değerlendirme ve tetkiklerin ardından sakral nöromodülasyon tedavisini uyguladık. Bugün üç hastamız da normal yolla idrar yapabiliyor. Sağlıklarına kavuşmaları ve yüzlerindeki mutluluk hepimizi gururlandırıyor" diye konuştu.‘TEDAVİYE NE KADAR ERKEN BAŞLANIRSA BAŞARI ORANI DA O KADAR YÜKSEK OLUYOR’İdrar problemi yaşayan hastaların tedavi seçeneklerini araştırmaları gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Yanaral, "Bu tedavi ülkemizde henüz çok fazla merkezde uygulanmıyor. Özellikle ömür boyu sonda kullanması gerektiği söylenen hastaların bu yöntem hakkında bilgi sahibi olmasını istiyoruz. Çünkü tedaviye ne kadar erken başlanırsa başarı oranı da o kadar yüksek oluyor" dedi.Kaynak: DHA

16 Ağustos 2026 37
Çatalca'da dehşet saatleri bitti! Jandarmaya ateş açan saldırgan 4. günde pes etti SAĞLIK
SAĞLIK

Çatalca'da dehşet saatleri bitti! Jandarmaya ateş açan saldırgan 4. günde pes etti

Çatalca'da ailesiyle tartıştıktan sonra kendini eve kilitleyip jandarmaya ateş açan İrfan A., 4 gün süren ikna çalışmalarının ardından teslim oldu. Sağlık kontrolünün ardından gözaltına alınan şüphelinin işlemleri sürüyor. Çatalca'da ailesiyle yaşadığı iddia edilen tartışmanın ardından kendini eve kilitleyerek çevreye ateş açan İrfan A., 4 gün süren ikna çalışmalarının ardından teslim oldu.Olay, 13 Ağustos Perşembe günü Çatalca'nın Yalıköy Mahallesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, İrfan A. ile ailesi arasında henüz bilinmeyen nedenle tartışma çıktı. Tartışma sırasında babasının fenalaşması üzerine adrese sağlık ekipleri çağrıldı. Yaşanan gerginliğin ardından İrfan A. kendisini eve kilitledi. İhbar üzerine adrese jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi.Olay yerine gelen jandarma ekiplerine ateş açtığı öne sürülen İrfan A. nedeniyle bölgede geniş güvenlik önlemleri alındı. Jandarma ekipleri, İrfan A.'yı ikna etmek için çalışma başlattı. Yaklaşık 4 gün süren ikna çabaları bu sabah sonuç verdi. Teslim olmaya ikna edilen İrfan A., evinin bahçesinde jandarma ekiplerince gözaltına alındı. Hastanedeki sağlık kontrolünün ardından karakola götürülen şüphelinin işlemlerinin sürdüğü öğrenildi.Açlık tesirli ilaççtıröfkenize hakim olmazsanız kısa yaşarsınız

16 Ağustos 2026 1
Yaz gribinde 'ani sıcaklık değişimi' ve 'klima' uyarısı SAĞLIK
SAĞLIK

Yaz gribinde 'ani sıcaklık değişimi' ve 'klima' uyarısı

Halk arasında 'yaz gribi' olarak bilinen enfeksiyonlardan korunmada hijyen, yeterli sıvı tüketimi ve hasta kişilerle yakın temasın azaltılması önem taşıyor. Uzmanlar, özellikle risk grubundakilerin uz... Halk arasında 'yaz gribi' olarak bilinen enfeksiyonlardan korunmada hijyen, yeterli sıvı tüketimi ve hasta kişilerle yakın temasın azaltılması önem taşıyor. Uzmanlar, özellikle risk grubundakilerin uzun süren ateş ve şiddetlenen belirtilere karşı dikkatli olması gerektiğini belirtiyor. Acil nitelik taşımayan şikayetlerdeysesağlıksistemindeki yoğunluğun azaltılması için öncelikle aile hekimlerine başvurulması öneriliyor.YAZ DÖNEMİNDE ENFEKSİYONLAR DAHA HIZLI YAYILABİLİYORHalk arasında 'yaz gribi' olarak bilinen tablo ile yılın her döneminde karşılaşılabileceğine dikkati çeken AÜ Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı'nda Öğretim Görevlisi Dr. Süleyman İbze, "Toplumda gribin ve viral enfeksiyonların yalnızca kış ya da sonbahar aylarında görüldüğüne dair bir algı var. Viral enfeksiyonlarla yılın her döneminde karşılaşabiliyoruz. Sıcakta bu enfeksiyonların yayılmasını kolaylaştıran bazı faktörler var. Havuz ve deniz kullanımı da artıyor. Diğer önemli faktör ise ani sıcaklık değişimleri. Dışarıdaki aşırı sıcak havadan çok soğuk ve klimalı bir ortama girmek ya da bunun tam tersini yaşamak, özellikle üst solunum yolu mukozasının adaptasyon sürecini olumsuz etkileyebiliyor. Klimalı ve yeterince havalandırılmayan ortamda hapşırma ve öksürmeyle ortama yayılan damlacıklar, aynı ortamı paylaşan kişilerin bulaş riskini artırabilir" dedi.BULAŞ RİSKİNİ AZALTAN ÖNLEMLERViral enfeksiyonlardan korunmanın basit yöntemlerle mümkün olduğunu kaydeden Dr. Süleyman İbze, "Hijyene dikkat etmek, elleri sık yıkamak ve bulaş riskini azaltacak önlemler almak gerekiyor.Hastalıkbelirtileri ortaya çıktığında yakın teması azaltmak, gerekli durumlarda maske kullanmak hastalığın daha kontrollü geçirilmesine yardımcı olacaktır. İyi beslenmeleri ve yeterli sıvı tüketmeleri gerekiyor. Özellikle yaz aylarında terlemeyle birlikte sıvı kaybımız arttığı için sıvı tüketimini de artırmamız önemli" diye konuştu.'YAZIN HASTALIKLAR DAHA AZ ÖNEMSENEBİLİYOR'Hastalıklarda tedavi yöntemlerinin geciktirilmemesi gerektiğini belirten Dr. İbze, "İnsanlar yaz aylarında bu hastalıkları kış dönemine göre daha az önemseyebiliyor. Dinlenmeyi veya semptomlara yönelik tedaviyi geciktirebiliyorlar. Bu nedenle hastalık ağırlaşmasa bile belirtilerin daha uzun sürdüğünü görebiliyoruz. Özellikle risk grubunda bulunan kişilerde hastalığın daha ağır seyretmesi mümkün" dedi.'HER SAĞLIK SORUNUNUN ÇÖZÜM YERİ ACİL SERVİS DEĞİL'Acil servislerin yoğun tempoda çalıştığını, hastaların ilk aşamada aile hekimlerine başvurması gerektiğini kaydeden Dr. İbze, "Basit semptomların ve acil nitelik taşımayan şikayetlerin önemli bölümü birinci basamak olan aile hekimliklerinde rahatlıkla değerlendirilebilir. Halkımızın bunu bilmesi gerekiyor. Her sağlık sorununun çözüm yeri acil servis değildir. Üç günden uzun süren ateş, genel durumda belirgin bozulma veya risk grubundaki kişilerde devam eden ve şiddetlenen belirtiler bizim için uyarıcı. Bu durumda hastaların erken dönemde sağlık kuruluşuna başvurmasını öneriyoruz" diye konuştu.Kaynak: DHA

16 Ağustos 2026 29