Günümüz dijital çağı, yükseköğretim kurumlarını pedagojik ve öğrenim çerçevelerini çevrimiçi ortamlara taşımaya yönlendirmiştir. Bir öğrencinin bu gelişen öğrenme ekosistemine başarılı entegrasyonu, temel olarak dijital okuryazarlık yetkinliğine ve çevrimiçi teknolojileri kullanmadaki özgüvenine bağlıdır.
Betimsel ve ilişkisel bir modelin kullanıldığı bu araştırmada, 2023-2024 akademik yılında bir devlet üniversitesindeki 311 hemşirelik öğrencisinin dijital okuryazarlıkları ile çevrimiçi teknolojilere yönelik öz-yeterlikleri arasındaki bağlantı incelenmiştir. Sonuçlar, iki yetkinlik arasında orta düzeyde, pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı bir korelasyon (p<0,000) olduğunu göstermiştir; bu durum, çevrimiçi araçları kullanmada daha yüksek öz-yeterlik düzeylerinin, daha gelişmiş dijital okuryazarlık ile ilişkili olduğunu düşündürmektedir.
Ayrıca, cinsiyet, yaş ve sınıf düzeyi gibi demografik özelliklerin de her iki değişken üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğu bulunmuştur. Yapılan basit doğrusal regresyon analizi, öz-yeterliğin eş zamanlı etkileşim bileşeninin hem genel hem de bilişsel dijital okuryazarlığın önemli bir yordayıcısı olduğunu ortaya koymuştur.
Bu bulgular, dijital teknolojiye yoğun bir şekilde maruz kalarak büyüyen Z kuşağı öğrencilerinin çevrimiçi öğrenmede daha fazla özgüven sergilediği ve daha gelişmiş dijital becerilere sahip olduğu kanısını desteklemektedir. Bu çalışma, hemşirelik eğitimine dijital yetkinlik eğitimini yerleştirmenin kritik ihtiyacını vurgulamakta ve gelecekteki araştırmalar için sağlam bir temel sunmaktadır.