Gebelik, kadınların bedensel, ruhsal ve sosyal açıdan büyük değişimler yaşadığı, karmaşık bir süreçtir. Gebelikte hormonal dalgalanmalar, fiziksel değişiklikler ve çevresel etkenler; stres, doğum korkusu, anksiyete ve depresyon gibi psikososyal ve psikiyatrik sorunlara zemin hazırlayabilir. Gebelikte ruhsal dengeyi desteklemek ve stresle başa çıkma becerilerini artırmak amacıyla mindfulness temelli yaklaşımların kullanımı artmaktadır.

Bu derlemede “Farkındalıkla Bağlantıyı Kes, Yeniden Bağlan” yaklaşımı temel alınarak mindfulness temelli müdahalelerin gebelik sürecinde stres, anksiyete ve depresyon yönetimine katkıları ile maternal-fetal bağlanmayı destekleyici etkileri incelenmiştir. Birçok araştırma, Mindfulness Temelli Stres Azaltma (MBSR) ve Mindfulness Temelli Doğuma ve Ebeveynliğe Hazırlık (MBCP) programlarının stres ve anksiyete yönetiminde ve depresif belirtilerin azaltılmasında önemli faydalar sağladığını göstermektedir.

Ayrıca bu programların doğum korkusunu azaltarak anne adaylarının doğuma ilişkin öz-yeterlik düzeyini artırdığı ve maternal-fetal bağlanmayı güçlendirdiği çeşitli çalışmalarda raporlanmıştır. Bazı çalışmalar ayrıca bu yaklaşımların beden imajını olumlu etkilediğini, öz şefkati artırdığını ve emzirme süreçlerine uyumu kolaylaştırabileceğini raporlamaktadır.

Mindfulness temelli müdahaleler, gebelik sürecinde ruhsal ve fiziksel iyi oluşu destekleyen etkili bir yaklaşım olarak öne çıkmakta olup gelecekte yapılacak çalışmalarla uzun dönemli etkilerinin kapsamlı biçimde değerlendirilmesi önerilmektedir.