Bu çalışma, Türkiye'nin ilaç fiyatlandırma ve geri ödeme sistemini, önceden tanımlanmış on adet çok boyutlu kritere dayalı yapılandırılmış, kural tabanlı karşılaştırmalı analitik bir çerçeve kullanarak değerlendirmekte ve bulguları OECD karşılaştırmalı perspektifi içinde konumlandırmaktadır. Analiz, mevcut fiyatlandırma rejiminin uygun fiyat ve mali sürdürülebilirliği, yenilikçilik ve zamanında pazara giriş teşvikleriyle dengeleyip dengelemediğini incelemektedir.

Çalışmanın çerçevesi; ekonomik ve fiyatlandırma mekanizmaları, kurumsal yönetişim ve sağlık teknolojisi değerlendirmesi (HTA) entegrasyonu ile erişim, eşitlik ve pazar dinamikleri olmak üzere üç alanda yapılandırılmış; tanımlayıcı politika analizi ile ruhsatlandırma eğilimlerine ilişkin ampirik kanıtlar birleştirilmiştir.

Bulgular, Türkiye'nin fiyatlandırma sisteminin merkezi düzenleme, katı referans fiyatlandırma ve zorunlu kamu indirimleri yoluyla uygun fiyatlılığı ve geniş nüfus kapsayıcılığını başarıyla koruduğunu göstermektedir. Bununla birlikte, idari olarak sabit euro döviz kuru ile piyasa kuru arasındaki sürekli fark, sınırlı düzenleyici şeffaflık ve değişken geri ödeme süreleri gibi yapısal faktörler, yenilikçi ilaçların piyasaya sürülmesinde gecikmelere yol açabilir ve üreticiler için öngörülebilirliği azaltabilir.

Bu dinamikler, yatırım planlamasını, klinik çalışmalara katılımı ve hasta erişimini etkiliyor gibi görünmektedir ve Türkiye'yi, daha güçlü HTA entegrasyonuna sahip yüksek gelirli OECD sistemleri ile benzer maliyet kontrolü baskılarıyla karşı karşıya olan gelişmekte olan pazarlar arasında konumlandırmaktadır.

Bu çalışma, orta gelirli bir ülkenin fiyatlandırma çerçevesini kapsamlı ve karşılaştırmalı bir yapı içinde değerlendiren ilk sistematik analizlerden biri olarak literatüre katkı sunmaktadır. Bulgular ışığında, sabit euro kurunun kademeli olarak piyasa koşullarına yaklaştırılması, HTA süreçlerinin fiyatlandırma ve geri ödeme kararlarına daha sistematik biçimde entegre edilmesi ve seçici olarak değer bazlı alım yaklaşımlarının değerlendirilmesi gibi politika seçenekleri öne çıkmaktadır.

Bu tür düzenlemeler, erişilebilirliği korurken şeffaflık, öngörülebilirlik ve yenilik teşviklerinin güçlendirilmesine katkı sağlayabilir.Elde edilen bulgular, Türkiye’nin fiyatlandırma sisteminin güçlü bir maliyet kontrolü ve geniş erişilebilirlik sağladığını göstermektedir. Ancak bu durum, özellikle orijinal ve yenilikçi ilaçların pazara giriş sürecinde önemli gecikmelere yol açmaktadır.

Sabit Avro kuru uygulaması ile piyasadaki gerçek döviz kuru arasındaki ciddi farklılık, ilaç firmalarının maliyetlerini karşılamasını zorlaştırmakta ve ürün lansmanlarının 2–4 yıl ertelenmesine sebep olmaktadır. Ayrıca, şeffaflık ve öngörülebilirlik eksikliği, yatırım planlamasını ve klinik araştırma yatırımlarını olumsuz etkilemektedir.

Özellikle onkoloji ve nadir hastalık ilaçlarında görülen gecikmeler, hem hasta erişimi hem de piyasa cazibesi açısından kritik sorunlar doğurmaktadır.Bu makale, orta gelirli bir ülke bağlamında kapsamlı ve sistematik bir çerçeve sunarak literatürdeki önemli bir boşluğu doldurmaktadır. Bulgular, politika yapıcılar açısından önemli çıkarımlar içermektedir.

Sabit Avro kurunun piyasa koşullarına daha yakın belirlenmesi, HTA süreçlerinin karar mekanizmalarına daha etkin şekilde entegrasyonu ve değer temelli tedarik yaklaşımlarının benimsenmesi, Türkiye’nin ilaç ekosistemini daha sürdürülebilir ve yenilikçi hale getirebilir. Böylece hem hasta erişimi güvence altına alınacak hem de firmaların uzun vadeli yatırım ve Ar-Ge faaliyetlerine daha elverişli bir ortam sağlanacaktır.