Turizmde yemek ve gastronomi araştırmaları son yıllarda hızla genişlemiş, ancak bu genişleme her zaman kavramsal derinleşmeyle sonuçlanmamıştır. Bu makalenin eleştirel olarak hedef aldığı araştırma çizgisi, yemeği çoğunlukla turist memnuniyeti, davranışsal niyet, destinasyon imajı, hizmet kalitesi, otantiklik algısı ya da sosyal medya dolaşımı üzerinden kavramakta; böylece gastronomiyi sıkça yiyecek-içecek işletmeciliği, pazarlama ve tüketici davranışı kategorilerine indirgemektedir.
Bu makale, söz konusu indirgemeyi yalnızca metodolojik bir tercih olarak değil, yemek deneyiminin ne olarak bilinebileceğini belirleyen epistemolojik bir rejim olarak tartışmaktadır. Çalışmanın temel iddiası, turizmde yemek araştırmalarının yemeği yalnızca ölçülebilir bir tüketim değişkeni olarak ele aldığında epistemolojik olarak eksik kaldığı; gastronomik deneyimin ise beden, bellek, arzu, sınıf, emek, etik, ekoloji, yer ve destinasyon deneyiminin birlikte üretildiği çok katmanlı bir oluş olarak yaklaşıldığında daha bütünlüklü biçimde açıklanabileceğidir.
Bu amaçla makale, “gastronomik nominalizm”, “disipliner maskeleme”, “epistemik agnotoloji”, “ölçümsel indirgemecilik” ve “destinasyonel estetizasyon” kavramları etrafında mevcut literatüre eleştirel bir müdahale önermektedir. Ardından mitolojik-tarihsel, sosyolojik, duyusal, belleksel, anlatısal, ahlaki, ekolojik ve bilinçdışı katmanları beş eksende bütünleştiren “katmanlı gastronomik deneyim ontolojisi” geliştirilmekte; turizm, tatil ve destinasyon bağlamında yemeğin yalnızca tüketilen bir ürün değil, yerin bedende biliniş biçimi olduğu ileri sürülmektedir.
Son bölüm, gelecekteki yemek araştırmaları için duyusal etnografi, tadım-yürüyüş görüşmeleri, otoetnografi, gıda anlatı birimi analizi, eleştirel bibliyometri, çok aktörlü vaka tasarımları, katılımcı yöntemler, dekolonyal araştırma etiği ve insan-ötesi sürdürülebilirlik gündemlerini içeren yöntemsel bir yol haritası sunmaktadır.