Teknolojinin ve yapay zekânın bu kadar geliştiği bir çağda, vergi sistemimizin de vatandaşın hayatını kolaylaştıracak şekilde yeniden yapılandırılması gerektiğine inanıyorum.
Bugün e-Fatura, e-Defter, Dijital Vergi Dairesi ve
benzeri önemli uygulamalarımız var. Ancak bunlar tek başına yeterli değil.
Artık bütün mali işlemlerin bir arada yürütüldüğü, mükellefin kendi hesabını
doğrudan yönetebildiği bir sisteme geçmeliyiz.
Önerim çok açık: Her mükellefin, her işletmenin ve her
şirketin Hazine ve Maliye Bakanlığı bünyesinde kendisine ait bir dijital mali
hesabı olmalıdır.
HER İŞLETMENİN MALİ TABLOSU ANLIK GÖRÜLEBİLMELİ
Bu hesapta işletmenin bütün gelirleri, giderleri,
gelen ve düzenlenen faturaları, banka hareketleri, personel maliyetleri,
yatırımları, stokları, amortismanları ve vergiye ilişkin diğer işlemleri bir
araya getirilmelidir.
Mevcut elektronik sistemlerdeki bilgiler otomatik
aktarılmalı, mükellef eksik bilgilerini ve yatırım planlarını kendi hesabına
işleyebilmelidir.
Yapay zekâ destekli sistem, doğrulanmış kayıtlar ve
yürürlükteki mevzuat üzerinden işletmenin kârını, zararını, vergi matrahını ve
ödemesi gereken vergileri otomatik hesaplayabilmelidir.
Hangi giderin kabul edildiği, hangi yatırımın teşvik
kapsamında bulunduğu, hangi indirim, istisna ve muafiyetlerden
yararlanılabileceği açıkça gösterilmelidir.
Elbette ticari kâr ile vergi matrahı aynı değildir.
Stok, amortisman, dönem sonu işlemleri ve vergi açısından kabul edilmeyen
giderler de hesaplamaya dâhil edilmelidir. Sistem bütün bu farklılıkları mükellefin
anlayabileceği şekilde açıklamalıdır.
İşletme sahibi, ne kadar kazandığını, ne kadar
harcadığını, ne kadar yatırım yaptığını ve ne kadar vergi ödeyeceğini kendi
ekranından görebilmelidir.
MALİ MÜŞAVİRE ZORUNLU BAĞIMLILIK AZALTILMALI
Bugün birçok mükellef, en basit mali işlemlerini
gerçekleştirmek için dahi mali müşavirlik hizmetine ihtiyaç duyuyor.
Oysa devletin elektronik ortamda zaten sahip olduğu
bilgilerin mükellef tarafından yeniden hazırlatılması ve tekrar işlenmesi
gerekmemelidir.
Dijital sistem yeterli seviyeye ulaştığında, gerekli
yasal düzenlemeler yapılarak mükellefin rutin muhasebe ve beyan işlemlerini
doğrudan kendisinin gerçekleştirebilmesi sağlanmalıdır.
Mali müşavirlerimizin bilgi ve tecrübeleri elbette
değerlidir. Ancak bu uzmanlıktan rutin veri girişleri yerine danışmanlık, mali
planlama, yatırım, denetim ve karmaşık işlemlerin çözümünde yararlanılabilir.
Mükellef, kendi gelirini ve giderini takip etmek,
kârını ve zararını öğrenmek veya rutin vergi işlemlerini yapmak için zorunlu olarak
bir aracıya bağımlı olmamalıdır.
VERGİDE HATAYI BEŞ YIL SONRA CEZALANDIRMAK YERİNE,
YAPILIRKEN ÖNLEYELİM
Vergi sisteminde asıl hedefimiz, mükellefin hata
yapmasını beklemek, yıllar sonra bu hatayı tespit ederek vergi, ceza ve
birikmiş faiz tahsil etmek olmamalıdır.
Devletin dijital sistemi, mükellefin hatasını sonradan
bulan değil, hatayı yaparken önleyen bir yapıya sahip olmalıdır.
Bugün teknoloji ve yapay zekâ sayesinde yanlış
hesaplamalar, mükerrer kayıtlar, eksik belgeler, hatalı vergi oranları ve
mevzuata aykırı işlemlerin önemli bir bölümü daha işlem sırasında
belirlenebilir.
Mükellef yanlış bir işlem yaptığında sistem kendisini
anında uyarmalı, hatanın nedenini açıklamalı ve doğru işlemi nasıl yapacağını
göstermelidir.
Kesin olarak belirlenebilen ve düzeltilmesi zorunlu
hatalarda işlem, yanlışlık giderilinceye kadar tamamlanmamalıdır. Uzman
değerlendirmesi gerektiren veya yoruma açık konularda ise mükellefin açıklama,
düzeltme ve itiraz hakkı korunmalıdır.
Böylece hatayı yapanı yıllar sonra cezalandıran değil,
hatanın yapılmasına mümkün olduğunca imkân vermeyen bir vergi sistemi
oluşturabiliriz.
Devletin elektronik ortamda görebildiği bir
yanlışlığın yıllarca devam etmesine izin verilmesi, ardından mükellefin beş
yıla kadar birikmiş mali yüklerle karşılaşması önlenmelidir.
Elbette kasıtlı vergi kaçakçılığı ve usulsüzlüklerle
mücadele devam etmelidir. Ancak iyi niyetli mükellefin önlenebilir hatalar
nedeniyle mağdur olmasının önüne geçilmelidir.
Vergi yönetiminde başarı, ne kadar ceza kesildiğiyle değil,
ne kadar hatanın ve kamu zararının oluşmadan önlendiğiyle de ölçülmelidir.
Artık cezalandırmayı önceleyen değil; doğru işlemi
kolaylaştıran, yanlış işlemi önleyen, mükellefi koruyan ve devletin vergi
gelirlerini güvence altına alan bir dijital mali sistem kurmalıyız.
MÜKELLEF KENDİ HESABININ HÂKİMİ OLMALI
Dijital sistemde hangi işlemin kim tarafından
yapıldığı kayıt altına alınmalı, kritik değişiklikler mükellefe bildirilmeli ve
gerekli onaylar alınmalıdır.
Mükellefin haberi olmadan hesabında işlem yapılmasının
önüne geçilmelidir.
Güçlü kimlik doğrulama, kişisel ve ticari verilerin
korunması, güvenli yedekleme, yetki sınırlandırması ve bağımsız denetim
sistemin temel unsurları olmalıdır.
Yanlış kayıtların düzeltilmesi ve hesaplamalara itiraz
edilmesi de kolaylaştırılmalıdır.
SONUÇ: DİJİTALLEŞME VATANDAŞIN YÜKÜNÜ HAFİFLETMELİ
Devletin vergi tahsilatını kolaylaştırmak için
geliştirdiği teknolojiler, mükellefin işini kolaylaştırmak için de
kullanılmalıdır.
Hedefimiz; her işletmenin kendi mali hesabını
yönetebildiği, gelir ve giderlerini anlık görebildiği, kâr ve zararının
otomatik hesaplandığı, vergi yükümlülüklerini anlayabildiği ve hatalarını
büyümeden düzeltebildiği bir sistem olmalıdır.
Devlet, mükellefin hata yapmasını bekleyip yıllar
sonra cezasını tahsil eden değil, teknolojinin imkânlarıyla hatayı daha
yapılırken önleyen bir vergi sistemi kurmalıdır.
Dijitalleşmenin gerçek başarısı, devletin kaç işlemi
elektronik ortama taşıdığıyla değil, vatandaşın üzerinden ne kadar yük
kaldırdığıyla ölçülmelidir.